Develi Ovası'nda Yerin Altından Gelen Uyarı: Obruk mu, Düden mi?
Sindelhöyük-Yağızlı bölgesinde bir koyunun aniden oluşan bir çukura düşmesiyle ortaya çıkan yeni çökme, bilim dünyasını ayağa kaldırdı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Sismoloji Ana Bilim Dalı'nın özel bir panelle ele aldığı olayda; bölgedeki yeraltı su seviyesinin düşüşü ve jeolojik yapı, "Develi Ovası nereye gidiyor?" sorusunu gündeme taşıdı.
Doğa sessiz konuşur ama izlerini derin bırakır. 15 Mart 2026 Pazar günü Develi Ovası’nın kuzey kısmında yaşanan bir olay, bölgenin jeolojik risklerini yeniden tartışmaya açtı. Çarıklı mezrası ve Kanlıgöl-Çayırözü hattında görülen yeni çökme alanı, bölge halkında tedirginlik yarattı.
Bir Koyunun Kayboluşuyla Gelen Keşif
Sürü sahibi Nail Çobanoğlu’nun meradan dönerken bir koyununun eksik olduğunu fark etmesiyle başlayan süreç, bölgedeki tehlikeyi gözler önüne serdi:
Geri Dönüş: Çobanoğlu, eksik hayvanını aramak için yayıldıkları alana döndüğünde, koyununun obruk benzeri bir çöküntünün içine düştüğünü gördü.
Harekete Geçildi: Hadisenin duyulmasıyla Sindelhöyük Toprak Sulama Kooperatifi Başkanı Mesut Evli ve Sultan Sazlığı Derneği Başkanı İrfan Ulusan, 18 Mart 2026'da bölgeye giderek konum verilerini topladı ve ilgili kurumlara iletti.
Geçmişteki İzler: Çökme İlk Değil
Uzmanlar, bölgenin son 20 yıllık siciline dikkat çekiyor:
2008: Sıcak su kuyusunda meydana gelen çökme.
2023: Bölgede oluşan 2-3 kilometre uzunluğundaki devasa yüzey yarığı.
2026: Yağızlı bölgesindeki yeni obruk/düden oluşumu.
Bilim Dünyası Tartışıyor: İstanbul Üniversitesi Paneli
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Sismoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Osman Öncel başkanlığındaki "Doğa ve Deprem Bilimi Topluluğu", 18 Mart'ta düzenlediği online panelle Develi Ovası'nı masaya yatırdı:
Akademik Tespitler ve Nedenler:
Jeolojik Yapı: Develi Kapalı Havzası, kolay eriyebilen Miyosen evaporitik kayaçları (jips, anhidrit) üzerinde bulunuyor.
Su Dengesi: Azalan yağışlar ve yoğun yeraltı suyu kullanımı (sondajlar), yeraltı su seviyesini kritik düzeye düşürüyor. Tavan desteği kaybolan boşluklar ise çökmeye neden oluyor.
Fay Hattı İlişkisi: MTA verilerine göre alan doğrudan fay üzerinde olmasa da, 1-2 km yakınındaki aktif fay izleri sismotektonik bir risk araştırmasını zorunlu kılıyor.
Uzmanlardan Sahaya Çağrı
Panelde; ERT (Elektrik Özdirenç Tomografisi), GPR (Yeraltı Radarı) ve MASW gibi jeofizik yöntemlerle bölgenin acilen röntgeninin çekilmesi gerektiği vurgulandı. MTA ve DSİ uzmanlarının yapacağı saha incelemesi, hem can güvenliği hem de bölgenin tarımsal geleceği için hayati önem taşıyor.
Not: Yerel araştırmacı Nezir Ötegen'in verilerini de içeren interaktif analizlere Prof. Dr. Ali Osman Öncel’in eğitim panelinden ulaşılabilir: aliosmanoncel.blogspot.com
Derleyen: Nezir Ötegen – 19.03.2026 / Develi