Kayseri Times

2027 Türk Dünyası Kültür Başkenti Kayseri!

Kayseri Büyükşehir Belediyesi'nin yürüttüğü çalışmalar neticesinde TÜRKSOY tarafından "2027 Türk Dünyası Kültür Başkenti" ilan edilen Kayseri, Hunlardan Selçuklulara uzanan köklü tarihsel birikimiyle dikkat çekiyor. Kentteki Selçuklu yapılarında saptanan Oğuz boylarına ait asırlık tamgalar ve ilk Türk akınlarının izleri, kentin bu prestijli unvanını uluslararası düzeyde tescilliyor.

18 Mayıs 202614:5190
ReklamReklam
2027 Türk Dünyası Kültür Başkenti Kayseri!

Adaylık Süreci ve Aktau'da Alınan Tarihi Karar

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ın öncülüğünde titizlikle yürütülen adaylık süreci, meyvesini uluslararası bir tescille verdi. Türk dünyasının en prestijli kültürel unvanlarından biri olan "Türk Dünyası Kültür Başkenti" unvanı, uzun süredir yürütülen hazırlıkların ardından resmiyet kazandı.

2025 yılında Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından kentin tarihi mirasını, turizm rotalarını, kültürel etkinlik kapasitesini ve Türk dünyasıyla olan bağlarını detaylı şekilde ortaya koyacak kapsamlı bir adaylık dosyası hazırlandı. Bu dosyanın incelenmesinin ardından, 27-28 Kasım tarihlerinde Kazakistan’ın Aktau kentinde toplanan Uluslararası Türk Kültür Teşkilatı (TÜRKSOY), Kayseri’nin 2027 yılı için kültür başkenti seçilmesini kararlaştırdı.

TÜRKSOY: Türk Dünyası'nın UNESCO’su

Türk dili konuşan halklar arasında kardeşlik bağlarını güçlendirmek, ortak kültürel mirası koruyup gelecek nesillere aktarmak ve dünya çapında tanıtmak amacıyla 12 Temmuz 1993’te Kazakistan’ın Almatı kentinde kurulan TÜRKSOY, adeta Türk dünyasının UNESCO'su olarak kabul ediliyor. Teşkilatın yapısı şu üyelerden oluşuyor:

  • Üye Ülkeler: Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkiye ve Türkmenistan.

  • Gözlemci Üyeler: Altay, Başkurdistan, Hakas, Saha (Yakut), Tataristan, Tıva (Rusya Federasyonu) Cumhuriyetleri ile Gagavuz Yeri (Moldova) ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC).

2012 yılında başlatılan Türk Dünyası Kültür Başkenti uygulaması kapsamında Türkiye’den daha önce 2013’te Eskişehir, 2018’de Kastamonu ve 2022’de Bursa bu görevi üstlenmişti. 2027 yılında ise bu tarihi sorumluluk Kayseri’ye geçti.

Kültür Yolu Festivali 2027’nin Altyapısını Kurdu

Kayseri’nin organizasyon kabiliyetini ve kültürel dinamizmini gösteren en yakın örnek, kentin ilk kez dahil olduğu Kültür Yolu Festivali oldu. Konserlerden tiyatrolara, sergilerden söyleşilere kadar geniş bir yelpazede gerçekleştirilen festival etkinliklerine 600 binden fazla vatandaş katılım sağladı. Kentin organizasyon gücünü kanıtlayan bu deneyim, 2027 hedefleri için güçlü bir altyapı oluştururken, 2026 yılında düzenlenecek olan yeni festivalin çok daha geniş bir kapsamda gerçekleştirilmesi bekleniyor.

Anadolu’daki Erken Dönem Türk İzleri: Hunlar ve Sabarlar

Kayseri’nin Türk tarihi açısından taşıdığı stratejik önem, Selçuklu Dönemi’nin çok daha öncesine, milattan sonra 4. yüzyıla kadar dayanıyor. 378 yılındaki Kavimler Göçü sürecinde Avrupa Hunları’nın batıya doğru ilerlemesi Anadolu’yu da doğrudan etkiledi. Kafkaslar üzerinden bölgeye giren Hun birlikleri; Erzurum’dan başlayarak Malatya, Çukurova, Urfa ve Antakya hattına kadar ulaştı, hatta Kudüs’e kadar uzanan geniş bir sahada akınlar gerçekleştirdi. 398 yılında yaşanan ikinci Hun dalgası ise Bizans İmparatorluğu’nu savunmada oldukça zor durumda bıraktı.

Hunların ardından 515-516 yıllarında Sabir (Sabar) Türkleri Kafkaslar üzerinden Anadolu sahasına giriş yaparak Kayseri, Konya ve Ankara civarına kadar ilerledi. Bizans kaynaklarında da açıkça yer alan bu karşılaşmalar, Bizans hâkimiyetine ciddi darbeler vurdu. 8. yüzyıldan itibaren ise Abbasi Halifesi Mehdi döneminde başlayan yerleştirme politikaları, Harun Reşid ve sonraki halifeler döneminde Türk komutanların Bizans sınır boylarında aktif rol oynamasıyla Türk varlığı daha sistemli hale geldi. Bizans savunmasını yıpratan bu süreç, 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi sonrasında Selçukluların bölgede hızla hâkimiyet kurmasını kolaylaştırdı ve Kayseri kısa sürede bir Türk-İslam şehri kimliğine büründü.

Taşlardaki Belgeler: Selçuklu Yapılarındaki Boy Tamgaları

Kayseri Büyükşehir Belediyesi bünyesinde gerçekleştirilen kapsamlı araştırmalar ve saha çalışmaları, kentin kültürel hafızasını taşlar üzerinden gün yüzüne çıkarıyor. Kentteki Selçuklu dönemi mimari eserlerinde tespit edilen Oğuz boylarına ait tamgalar, basit birer süsleme unsuru olmanın ötesinde Türklerin Anadolu’daki varlığını tescilleyen somut birer kültürel belge niteliği taşıyor.

Kayseri’de asırlık boy tamgalarının tespit edildiği başlıca tarihi yapılar şunlardır:

  • Selçuklu Uygarlığı ve Gevher Nesibe Tıp Tarihi Müzesi: Dodurga, Salur, Afşar ve Karaevli boyu tamgaları.

  • Hunat Hatun Camii: Eymür ve Salur boyu tamgaları.

  • Battal Gazi Camii: Dodurga, Eymür, Karaevli ve Kayı boyu tamgaları.

  • Sahabiye Medresesi, Köşk Medrese, Yoğunburç ve Çifte Kümbet: Dodurga boyu tamgaları.

  • Hacı Kılıç Camii: Salur, Afşar ve Karaevli boyu tamgaları.

  • Seracettin Medresesi: Salur ve Afşar boyu tamgaları.

  • Dörtayak Türbesi: Karaevli boyu tamgası.

  • Suvermez Kervansarayı: Salur, Çepni ve Kayı boyu tamgaları.

  • Battal Gazi Camii’nde Göktürk Yazısı ve Asırlık İşaretler

    Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi Turizm ve Tanıtımı Daire Başkanlığı Turizm Şube Müdürü Fehmi Gündüz, kentin sembol yapılarından Battal Gazi Camii’nde konuya ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. İslam ordularının Anadolu seferlerinde Türk komutanların üstlendiği aktif role değinen Gündüz, Seyyid Battal Gazi’nin Kayseri ile olan tarihsel bağına ve caminin kökenlerinin bu döneme dayandığına dikkat çekti.

    Türklerin 1070’li yıllardan itibaren Anadolu’ya kalıcı olarak yerleşmesiyle birlikte yapının Danişmendliler döneminde kapsamlı bir onarımdan geçtiğini belirten Gündüz, cami mimarisi üzerinde yapılan detaylı incelemelerde Göktürk yazısını andıran özel işaretler ile Eymür, Salur, Kayı ve Dodurga boylarına ait tamgaların net bir şekilde görülebildiğini vurguladı. Bu verilerin Kayseri'nin sadece Selçuklu sonrası değil, çok daha erken dönemlerden itibaren Türk tarihi açısından merkezi bir üs olduğunu kanıtladığını belirten Gündüz, kentin tarihsel derinliğiyle bu unvanı güçlü şekilde hak ettiğini ifade etti.

    Selçuklu döneminde “Darül Feth” (Fetih Kapısı) ve “Makarr-ı Ulema” (Alimler Merkezi) sıfatlarıyla anılan, yüzyıllar boyunca ilim, ticaret ve kültürün merkezi olan Kayseri, Büyükşehir Belediyesi’nin vizyoner projeleriyle 2027 Türk Dünyası Kültür Başkenti unvanının içini en güçlü şekilde doldurmaya hazırlanıyor.

    Bu haberi paylaş

    Habere Tepki Ver (0)

    Yorumlar

    Yorum Yaz

    Whatsapp İhbar