Bakırdağı’ndan Ötüken’e Bir Sanat Yolculuğu: Alim Korkmaz ve Develi Hasreti
Güzel Sanatlar, Mimari ve Sanat Tarihi Uzmanı Alim Korkmaz, 1948 yılında Develi’den Konya’ya göç eden ailesinin izlerini ve annesi Teslime Hanım’ın 80 yıllık dinmeyen memleket hasretini paylaştı. Çocukluğunda "Ötüken" gibi dinlediği Bakırdağı’nın hikayeleriyle büyüyen Korkmaz, bugün Türk-İslam sanatını dünyada temsil eden önemli projelere imza atıyor.


Develi hasreti, sadece bir mekan özlemi değil; bir kültürün, bir ruhun ve kadim bir medeniyetin izidir. Dünyanın dört bir yanında dini ve kültürel mimari projeler yürüten Sanat Tarihi Uzmanı Alim Korkmaz, ailesinin 1948 yılında Bakırdağı’ndan başlayıp Konya Saçıkara’ya uzanan göç hikayesini ve bu hikayenin sanatına yansıyan ruhunu anlattı.
90 Yaşındaki Teslime Hanım’ın Unutamadığı İki Hatıra
Alim Korkmaz’ın annesi 90 yaşındaki Teslime Hanım, henüz 10 yaşındayken ayrıldığı Develi’yi hala dün gibi hatırlıyor. Göç esnasında yaşanan ve insan ile doğa/hayvan arasındaki o derin bağı simgeleyen iki anı, Develi’nin o dönemki sosyal yapısına ışık tutuyor:
-
Vefa ve Hüzün: "Göç kamyonuna sığdıramadığımız yaşlı bir eşeğimiz vardı. Onu orada bırakmak zorunda kaldık, hala aklım ondadır."
-
Keklik ile Gelen Mucize: Yaylada ısdar (dokuma tezgahı) başında dokuma yapan Ayşe ablasının, peşine takıldığı bir kekliği yaylanın öteki ucuna kadar takip edip akşam obaya kucağında o keklikle dönmesi.
Korkmaz’a göre bu hatıralar, oba hayatındaki insan ve hayvan etkileşiminin en saf ve doğal halini yansıtıyor.
"Bakırdağı Benim İçin Bir Ötüken Diyarıydı"
Çocukluk yıllarında büyüklerinden Bakırdağı ve civarını dinlerken orayı hep kutsal bir "Ötüken" diyarı gibi hayal ettiğini belirten Alim Korkmaz, bu köklü geçmişin sanat anlayışını şekillendirdiğini ifade ediyor.

Türkistan’dan Balkanlara Sanatla Atılan İmzalar
Mimari ve sanat tarihi alanında uluslararası bir uzman olan Korkmaz; Avrupa, Balkanlar, Rusya, Kafkaslar ve Türkistan’da yüze yakın projeyi hayata geçirdi. Diyanet Vakfı, TİKA ve bölge ülkelerinin destekleriyle yürütülen bu çalışmalar hakkında şunları söyledi:
"İslam sanatları; mimariden halıya, çiniden hüsn-i hatta kadar insanın tabiiliğini yüksek bir ruhaniyete taşır. Sanat, hayatımızın her alanında bir duruş ve şehir kimliği olarak yer almalıdır."
Develi Vizyonuna Sanatsal Bir Bakış
Develi’nin jeo-turizm ve kültürel potansiyelini sanat tarihçisi gözüyle değerlendiren Korkmaz, ilçenin tarihi taş evlerinin ve kültürel dokusunun korunarak gelecek nesillere aktarılmasının önemine vurgu yaptı. Develi hasretini sanatıyla dindiren uzman, memleketinin her taşında bir sanat eseri gizli olduğunu hatırlattı.
Derleyen: Nezir Ötegen – 03.02.2026 / Develi


