"Bayrağa Saldırının Adı Özgürlük Değil, Çürümedir!"
Akademisyen ve yazar Prof. Dr. Derviş Boztosun, ODTÜ’de Türk bayrağı açan öğrencilere yönelik gerçekleştirilen saldırıya sert tepki gösterdi. Üniversitelerin bilim yuvası olması gerektiğini vurgulayan Boztosun, "Kendi bayrağını provokasyon olarak gören bir akıl, demokratik zeminden kopmuştur" dedi.


Üniversite kampüslerinde yaşanan ideolojik gerilimler ve milli değerlere yönelik saldırılar kamuoyunda infial yaratmaya devam ediyor. Prof. Dr. Derviş Boztosun, yayınladığı son analizde, ODTÜ’de yaşanan olaylar üzerinden üniversite yönetimlerini ve devletin zihinsel omurgasını hedef alan tehditleri masaya yatırdı. Boztosun, şiddetin "politik tavır" ambalajıyla pazarlanamayacağının altını çizdi.
İşte Prof. Dr. Derviş Boztosun’un üniversitelerdeki ideolojik baskı iklimini sorgulayan o analizi:
Bayrağa Saldıran Zihniyetin Adı Özgürlük Değil, Çürümedir
Bir ülkenin üniversiteleri, o ülkenin yarına bıraktığı akıldır. Eğer kampüslerde bilim yerine sokak militanlığı, fikir yerine organize nefret, tartışma yerine linç kültürü üretiliyorsa; orada yalnızca güvenlik değil, devletin zihinsel omurgası da tehdit altındadır. ODTÜ’de yaşanan son olay tam olarak budur.
Türk bayrağı açan gençlere yönelik saldırıyı hâlâ “öğrenci gerginliği”, “karşıt grup çatışması” ya da “ifade özgürlüğü” başlığı altında yumuşatmaya çalışanlar, gerçeği bilinçli biçimde perdelemektedir. Çünkü burada mesele fikir ayrılığı değildir. Burada mesele, Türkiye’nin ortak değerlerine duyulan sistematik öfkedir.
"Kendi Bayrağını Provokasyon Görmek Karanlıktır"
Kendi ülkesinin bayrağını “provokasyon” olarak gören bir akıl, artık demokratik zeminde değil; ideolojik fanatizmin karanlık koridorlarında hareket ediyor demektir. Daha vahim olan ise şu: Bu yapıların yıllardır aynı sloganlarla, aynı nefret diliyle ve aynı örgütsel reflekslerle kampüslerde alan tutmaya devam etmesi artık tesadüf değildir. Üniversite adı altında oluşturulan bazı odaklar, düşünce üretmiyor; öfke devşiriyor. Gençliği özgürleştirmiyor; radikalleştiriyor.
Şiddetin İdeolojisi Olmaz
Bir insan Atatürk’ü eleştirebilir. Devleti eleştirebilir. İktidarı sert biçimde hedef alabilir. Ama Türk bayrağı taşıyan öğrencilere şiddet uygulamayı “politik tavır” diye pazarlayamaz. Çünkü şiddetin ideolojisi olmaz. Terör romantizminin özgürlükle hiçbir ilgisi yoktur.
Bugün Türkiye’de sessiz çoğunluğun en büyük öfkesi de tam burada birikiyor. İnsanlar artık kendi ülkesinde milli sembollerin hedef alınmasını, terör diliyle sokak baskısı kurulmasını ve bunun akademik özgürlük ambalajıyla korunmasını kabullenmek istemiyor.
Üniversite Yönetimlerine Çağrı
Üniversite yönetimlerinin yaptığı klasik “olayı kınıyoruz” açıklamaları ise toplum vicdanında artık karşılık üretmiyor. Çünkü kamuoyu şunu soruyor: Bu yapılar yıllardır neden korunuyor? Neden her olaydan sonra aynı yüzler tekrar ortaya çıkıyor? Neden kampüslerde hukuktan çok ideolojik korku iklimi hissediliyor?
Devletin görevi yalnızca olay olduktan sonra açıklama yapmak değildir. Devlet, üniversiteyi şiddet örgütlenmelerinin psikolojik alanı olmaktan çıkarmak zorundadır. Kampüs; sloganla korku salanların değil, bilgi üretenlerin yeri olmalıdır.
Ortak Hafıza ve Bayrak Vurgusu
Türkiye’nin ihtiyacı olan şey daha fazla kutuplaşma değil; aidiyet duygusunun yeniden tahkim edilmesidir. Çünkü bu ülkeyi bir arada tutan en büyük güç hâlâ ortak hafızadır, ortak bayraktır. Ve unutulmamalıdır: Bir milletin bayrağına duyduğu saygı zayıfladığında, sadece semboller değil; devlet fikri de aşınmaya başlar.
