ReklamReklam
Kayseri Times

Bir Bisikletin Taşıdığı Hayaller: Yeşilhisar’dan Dünyaya Açılan Kapı

Ben, 1990 yılında Kayseri’nin Yeşilhisar ilçesinde doğmuş, çocukluğunu da burada geçirmiş bir Turizm sevdalısıyım. O yıllarda sahip olduğum en değerli şey bir bisikletti. Ve sanırım o dönemde bir bisikletin taşıyabileceği en fazla hayali, en çok kilometreyi arkadaşlarımla ben taşımış, ben pedallamışımdır. Ama bu yalnızca bir ulaşım değil, bir keşif aracına dönüşmüştü benim için.

12 Nisan 202515:33357
ReklamReklam
Bir Bisikletin Taşıdığı Hayaller: Yeşilhisar’dan Dünyaya Açılan Kapı

Ben, 1990 yılında Kayseri’nin Yeşilhisar ilçesinde doğmuş, çocukluğunu da burada geçirmiş
bir Turizm sevdalısıyım. O yıllarda sahip olduğum en değerli şey bir bisikletti. Ve sanırım o
dönemde bir bisikletin taşıyabileceği en fazla hayali, en çok kilometreyi arkadaşlarımla ben
taşımış, ben pedallamışımdır. Ama bu yalnızca bir ulaşım değil, bir keşif aracına dönüşmüştü
benim için.
Turizm merakım, yaşadığım bu güzel ilçede filizlendi. Düşünsenize... arkadaşlarımla birlikte
yola çıkıyoruz, ve birkaç kilometre sonra kendimizi Soğanlı Vadisi'nde buluyoruz. Burası
adeta Kapadokya’nın saklı kapısıydı. Mağaralar, taş oyma kiliseler, tarihi yapılar ve doğanın
elleriyle yonttuğu vadiler... Bugün hâlâ her adımını hatırlarım. O zamanlar ne sosyal medya
vardı, ne bloglar… Ama dünyanın öbür ucundan insanlar kartpostallarla yönlerini bulup bu
eşsiz vadiye akın ederlerdi. Belki o yaşlarda farkında değildik ama biz, dünyanın görmek için
can attığı bir coğrafyada çocukluk geçiriyorduk.
Sonra yollar beni Erdemli Vadisi’ne götürdü. Burası başka bir cennet köşesiydi. Vadi
boyunca uzanan taş merdivenleri tırmanırken karşıma çıkan fresklerle süslü kiliseler, doğal su
gözeleri, tarih boyunca inançla yoğrulmuş taş yapılar... Doğanın sükûnetiyle tarihin fısıltıları
burada buluşuyordu. Ben bu vadinin yalnızca izleyicisi değil, anlatıcısı olmak istedim hep.
Bir gün yolum Başköy'e düştü.Yine Erciyes’in gölgesinde gizli harikalar köyü diyebilirim.
Birde burada dikkat çeken Aziz Georges Kilisesi. Burası yalnızca bir tarihi yapı değil, inanç
turizminin de önemli bir durağıydı. Halk arasında bir nevi "hac" yeri olarak bilinen bu mekan,
binlerce yıldır insanların içsel yolculuklarına eşlik etmişti. Şuanda bu çok iyi bilinmese de
sanırım inanç turizminde yine bir canlılık katacağı kanaatindeyim.
Ve sonra Sultan Sazlığı Mili Parkı Dünya kuş göç yollarının kesiştiği, gökyüzünün en renkli
kanatlarıyla dolup taştığı o büyülü yer. Erciyes Dağı’nın heybetli silüeti, sazlıkların arasından
süzülen kuş sesleriyle birleştiğinde, adeta bir doğa senfonisi başlıyordu. İlk kez profesyonel
doğa fotoğrafçılarıyla burada karşılaşmıştım. Onların objektifinden bakan gözlerle ben de
yaşadığım coğrafyayı yeniden keşfettim. Her yeni kuş türü, her yansıma, bana dünyanın ne
kadar büyük ve ne kadar özel olduğunu anlatıyordu.
Sazlığın hemen karşısında ise, çoğu kişinin bilmediği ama yerel halkın kıymetini iyi bildiği
bir başka mucize vardı: İçmeler, Bu doğa kaynağı, mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi
geldiği bilinen, adeta vücudu sıfırlayan bir "doğal detoks" kaynağıydı. Ama ilginçtir… Bu su
kaynağından bir kapla su alıp götürdüğünüzde o eşsiz etkisi yok oluyordu. Yani yalnızca
yerinde, doğanın koynundayken şifasını sunuyordu. Bu da bana, toprağın ve suyun enerjisinin
ne kadar kadim ve yerle bağlı olduğunu bir kez daha öğretti.
Ve şimdi... Yıllar sonra o çocukluğumun coğrafyasına yeniden bakıyorum. Ama bu kez yalnız
değilim. Bugün bu eşsiz bölgenin turizmi yeniden canlandırılıyor. Yürüyüş yollarından
meydanlarına, ana yollardan doğal güzelliklerin korunmasına kadar her köşesi özenle elden
geçiriliyor. Sadece onarılarak değil, ruhu da yeniden canlandırılarak…
Bu topraklara bir Vali dokundu; ama öyle biri ki, sadece görev gereği değil, bir memleket
sevdalısı gibi, adeta bir şehri küllerinden yeniden var etmek istercesine… Tanıtımdan motor

sporlarına, sanat festivallerinden doğa turizmine kadar her alanda seferberlik başlatan,
meseleyi dert edinen ama “dert babası” değil; çözüm üreten bir lider bir iradedir Sayın
Kayseri Valimiz Gökmen Çiçek.
Ve ne güzel ki bu irade yalnız değil. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Dr.
Memduh Büyükkılıç, Yeşilhisar Belediye Başkanımız Sayın Halit Taşyapan ve İl Kültür ve
Turizm Müdürümüz Sayın Doç. Dr. Şükrü Dursun bu heyecana en başından ortak olmuş
durumdalar. Turizm furyasını başlatmak için adeta “biz zaten hazırdık” dercesine kolları
sıvadılar.
Ben de o eski bisikletin gidonundan uzanarak, o günlerin saf heyecanıyla ama bugünün
bilinciyle diyorum ki:
Teşekkür ederim.
Bir çocuğun gözünde dünyadaki cennet olan bu toprakları, yeniden ayağa kaldırdığınız için...
Kayseri Sağlık Turizmi Derneği olarak; yalnızca, Yeşilhisar değil, Kayseri’nin,
Anadolu’nun her değerini yaşatmak için, tüm kamu kurumlarımızla birlikte omuz omuza
çalışmaktan büyük onur duyuyoruz.
Çünkü biz bu şehre sevdalıyız.
Ve biliyoruz ki: Bu sevdanın adı Kayseri.
Mustafa Ragıp ADIGÜZEL
KAYSATUR
Kayseri Sağlık Turizmi Derneği

Bu haberi paylaş

Habere Tepki Ver (0)

Yorumlar

Yorum Yaz

Whatsapp İhbar