Develi Ağzında Bir Edep Kelimesi: "Zaar" ve Gizlenen Anadolu İrfanı
Günlük dilde "yedin zaar", "gittin zaar" gibi ifadelerle sıkça kullanılan "Zaar" kelimesi, sanıldığı gibi sadece bir tahmin bildirmiyor. Kökeni Osmanlıca "Zahir" kelimesine dayanan bu ifade, Develi insanının "görünen bu ama doğrusunu Allah bilir" diyerek sergilediği muazzam bir edep ve kadere rıza duruşunu simgeliyor.


Anadolu’nun her köşesinde olduğu gibi Develi’de de kelimeler, asırların imbiğinden süzülerek dile yerleşir. Bugün basit bir ihtimal zarfı gibi görünen "Zaar" kelimesi, derinlemesine incelendiğinde altından bir "Anadolu İrfanı" ve tevazu dersi çıkıyor.
Kelimenin Aslı: Zahir (Görünen ve Ortada Olan)
Osmanlıca lugatlerde "Zahir" olarak yer alan kelime; açık, ortada olan ve görünen manasına gelir. Ancak Develi insanı, bu kesinlik bildiren kelimeyi doğrudan kullanmak yerine kendi ferasetiyle dönüştürmüştür.
"Görünen Bu Ama Nasip Demek..."
Develi’de "Zaar" kullanımının arkasındaki ince düşünce şu şekilde özetleniyor:
-
Haya ve Edep: İnsanımız, "Görünen kesinlikle budur" demekten haya eder. Kendi gözleminin yanılabilir olduğunu bilerek, kesinlik bildiren "Zahir" kelimesini ağzında yuvarlayıp "Zaar"a dönüştürür.
-
Kadere Rıza: "Zaar" demek, "Benim gördüğüm kadarıyla durum böyle görünüyor; lakin takdir Allah’ındır" demektir.
-
Acizane Bir Tahmin: Bir kesinlik iddiasından ziyade, acizane bir tahmini ifade eder.
Günlük Dilde "Zaar"ın Yeri
Develi sokaklarında, bağında ve bahçesinde bu kelime bir nezaket köprüsü kurar:
-
"...Yedin zaar" (Yediğin görünüyor ama iştahına, nasibine karışmam.)
-
"...Gördün zaar" (Gördüğünü tahmin ediyorum ama göz yanılır, Allah bilir.)
-
"...Gittin zaar" (Gittiğin ortada lakin menzilin hayrolsun.)
İrfanın Halka Yansıması
Derlenen bilgilere göre bu kelime, Develi insanının zihnindeki "Gaybı ancak Allah bilir" düsturunun dile dökülmüş halidir. Kesin konuşmaktan kaçınan, hükmü her zaman Yaradan’a bırakan bu dil yapısı, Anadolu’nun sessiz bilgeliğinin en güzel örneğidir.
Derleyen: Nezir Ötegen – 28.02.2026 / Develi

