Gençlerin Yeni Sırdaşı Yapay Zekâ
Yayımlanan rapora göre, Türkiye'de yapay zekâ kullananların yüzde 40'ını 25 yaş altı gençler oluşturuyor. Gençlerin algoritmaları dertleşmek için kullanması bilişsel ve duygusal riskler barındırırken, eğitim sisteminde köklü değişiklikler talep ediliyor. Bu kapsamda, lise mezunlarına 'Yapay Zekâ Ehliyeti' verilmesi ve ev ödevleri yerine sınıf içi münazaralara odaklanılması tavsiye ediliyor.


ayımlanan “Eğitimde Yapay Zekâ: Küresel Eğilimler ve Türkiye için Politika Önerileri” başlıklı rapora göre, Türkiye'de gençler yapay zekâyı sadece okul ödevleri için değil, duygusal sorunlarını ve kaygılarını paylaşmak için de kullanıyor. Raporda, 11 ülkedeki uygulamalar ile Türkiye'deki mevcut tablo karşılaştırılarak eğitim sistemine yönelik önemli uyarılar ve somut politika önerileri sunuldu.
Algoritmalar Gençlerin Duygularını mı Yönetiyor?
Türkiye’de yapay zekâ kullanıcılarının yüzde 40'ını 25 yaş altı gençler oluşturuyor. Gençlerin duygusal destek arayışında algoritmaları tercih etmesi, düşünme yetilerini zayıflatan 'bilişsel devir' ve teknoloji şirketlerine orantısız güç veren 'duygu devri' gibi ciddi riskleri doğuruyor. Raporda ayrıca, bireylerin dijital verileriyle sessizce yönlendirildiği bu yeni dünya düzeni "dijital diktatörlük" olarak tanımlanıyor.
Sınıflarda Ev Ödevi Yerine Münazara Dönemi
Araştırmalar, gençlerin yapay zekânın ürettiği sahte bilgileri (halüsinasyon) ayırt edemediğini gösteriyor. Bu kapsamda, öğrencilerin teknolojiyi etik ve güvenli kullanabilmesi için lise mezunlarına "Yapay Zekâ Ehliyeti" verilmesi öneriliyor. Eğitim süreçlerinde ise eve verilen ödevlerin azaltılarak sınıf içi münazara ve sözlü anlatım etkinliklerine ağırlık verilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Öte yandan raporda, Türkiye'deki 33 üniversitede bulunan yapay zekâ lisans programlarında görevli 221 öğretim elemanından yalnızca 26'sının profesör olduğuna dikkat çekilerek akademik insan kaynağı açığının altı çiziliyor.

