Gönülleri Birleştiren Asırlık Miras: Aşure Ayı Başladı!
slam aleminde bolluk, bereket, yardımlaşma ve paylaşmanın simgesi olan Muharrem ayı (Aşure ayı) başladı. 16 Haziran 2026 Salı günü idrak edilmeye başlanan bu mübarek ay, 14 Temmuz'a kadar devam edecek. Kültürümüzün en köklü geleneklerinden biri olan ve bu yıl 25 Haziran 2026 Perşembe gününe denk gelen "Aşure Günü" ise yardımlaşma ruhuyla komşu kapılarını çalmaya, sofralara bereket taşımaya hazırlanıyor.


KÜLTÜR SANAT / YAŞAM – Lezzetli bir tatlı olmanın çok ötesinde, binlerce yıllık dini ve kültürel bir mirası gövdesinde barındıran Aşure Günü, toplumsal birlik ve beraberlik bağlarımızı güçlendiren en zarif geleneklerimizden biridir. Paylaşmanın, dayanışmanın, birlikteliğin ve saf sevginin somut bir ifadesi olan bu özel günde, hanelere bolluk getirmesi inancıyla erzaklar alınır, kazanlar kaynatılır.
Tufandan Sonra Yeryüzünde Pişirilen İlk Yemek: "Âşûr Âşı"
Aşurenin kökleri, insanlık tarihinin en büyük mucizelerinden biri olan Nuh Tufanı'na kadar uzanır. Rivayetlere göre; Nuh (a.s.) beraberindeki inananlarla birlikte gemiden tam olarak Âşûrâ günü indi. Gemideki azıkları oldukça azalmıştı. Gemidekilerden birisi bir avuç buğday, diğeri bir avuç mercimek, bir başkası ise bir avuç nohut getirdi. Nuh (a.s.), gemide kalan toplam yedi çeşit hububatı bir araya getirerek onlara ortak bir yemek pişirdi.
Herkes Nebilerinin bereketiyle tamamen doydu. İşte bu mucizevi yemek, tufandan sonra yeryüzünde pişirilen ilk taam (yemek) olarak tarihteki yerini aldı ve adı günümüze kadar "Aşure" olarak ulaştı.
Osmanlı'da Saraydan Halka Uzanan Şefkat Eli
Osmanlı saray kültüründe de aşurenin yeri bambaşkaydı. Dönemin padişahları ve hanedan üyelerinin bizzat katılımıyla saray mutfağında devasa kazanlarda aşureler pişirilirdi. Hazırlanan bu aşureler önce devlet erkanına, ardından da kapı kapı gezilerek halka ikram edilirdi. Bu ikram, padişahın halkına olan şefkat ve koruyuculuğunun en nazik hali olarak kabul edilir, toplumdaki yardımlaşma bağını pekiştirirdi.
O dönemde aşure kapları, içindeki aşureden çok daha fazla ilgi görürdü. Dağıtılan aşure kaseleri asla geri gönderilmez; evlerde, o aşureyi getiren kişinin adıyla anılarak bir hatıra gibi özenle muhafaza edilirdi.
Bereketin Sırrı: 41 Çeşit Geleneksel Aşure Reçetesi
Kültürümüzde aşurenin içine katılan malzemelerin çeşitliliği, rızkın bolluğuna işaret eder. Geleneksel olarak bereketi simgeleyen ve adeta bir lezzet şöleni sunan 41 çeşit aşure şu temel gruplardan oluşur:
1. Tahıllar ve Bakliyatlar: Buğday (Aşurenin kalbi), nohut, kuru fasulye, pirinç, bulgur, börülce, kırmızı mercimek veya mısır. 2. Kuru Meyveler: Kuru kayısı, kuru incir, kuru üzüm, kuş üzümü, kuru dut, hurma, kuru erik. 3. Kuruyemişler ve Tohumlar: Fındık, ceviz, çiğ badem, Antep fıstığı, çam fıstığı, yer fıstığı, haşlanmış kestane, çiğ kaju, susam, mavi haşhaş, çörekotu. 4. Meyve Kabukları, Suları ve Baharatlar: Portakal ve limon kabuğu rendesi, portakal ve limon suyu, elma ve ayva parçaları, çubuk tarçın, toz tarçın, karanfil, gül suyu, zencefil, vanilya. 5. Tatlandırıcılar: Toz şeker, süt, bal, pekmez, irmik, az miktarda dengeleyici tuz ve karabiber.
Günümüzde Yaşayan Aşure Geleneği
Bugün de bu kadim gelenek tüm canlılığıyla yaşatılmaya devam ediyor. Her yıl Muharrem ayında milyonlarca hanede pişen aşureler komşulara, akrabalara ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılarak gönül köprüleri kuruluyor.
Bu mübarek ay vesilesiyle; aşure aşını yiyenlere afiyet ve şifa olmasını, yiyemeyenlere en kısa sürede nasip olmasını dileriz. Aşure pişirenlerin konu-komşuya ikramı bol olsun, ailelerimiz aşurelerinin bereketi ile nam bulsun.
Derleyen: Nezir Ötegen – 20.06.2026

