"Kaplumbağa Terbiyeciliği"nden Manda Yetiştiriciliğine: Sevgi, Sabır ve Sultan Sazlığı’nın Kadim Bekçileri!
Develi’nin Soysallı Köyü'nde manda yetiştiriciliği yapan Nurettin Erciyes, mandaların inatçı ama son derece zeki ve sadık canlılar olduğunu belirterek, hayvancılıkta sevgi ve sabrın önemine dikkat çekti. Ünlü ressam Osman Hamdi Bey’in "Kaplumbağa Terbiyecisi" tablosundaki sabır sembolünü mandacılıkla bağdaştıran Erciyes, mandaların sadece bir geçim kaynağı olmadığını, kalın derileri ve ter bezlerinin olmaması sebebiyle sulak alanlara muhtaç olan bu canlıların Sultan Sazlığı ekosisteminin en önemli dengesi ve bekçisi olduğunu vurguladı.


DEVELİ / SOYSALLI – Yüzyıllardır Develi Ovası’nın sulak alanlarında, özellikle de dünyaca ünlü Sultan Sazlığı civarında yaşamlarını sürdüren mandalar, bölge ekosisteminin ve kırsal ekonominin en köklü unsurları arasında yer alıyor. Soysallı Köyü’nün manda yetiştiricilerinden Nurettin Erciyes, mandacılığın bilinmeyen yönlerini ve bu asil hayvanlarla kurulan bağın felsefesini anlattı.
Osman Hamdi Bey’in Sanatından Manda Terbiyesine
Manda yetiştirmenin zor olduğuna dair toplumsal algıya sanat tarihi üzerinden felsefi bir yaklaşım getiren üretici Nurettin Erciyes, şu dikkat çekici kıyaslamayı yaptı:
"Meşhur Osman Hamdi Bey’in 'Kaplumbağa Terbiyecisi' tablosundan da çok iyi anlaşıldığı üzere; kaplumbağalar eğitilmesi ve yola getirilmesi imkansız hayvanlar gibi sembolize edilir. Tıpkı mandalar da dışarıdan bakıldığında eğitilmesi ve idare edilmesi çok zor canlılar gibi gözükür. Ancak insan gerçekten ister, sevgi ve sabır gösterirse hem mandayı hem de kaplumbağayı eğitebilir. Bu durum, hayatta sevgi ve sabrın başaramayacağı hiçbir şeyin olmadığının en net göstergesidir. Mandaya iyi bakar, şefkat gösterirseniz size son derece sadık kalır. İnatçıdırlar ama aynı zamanda çok zeki hayvanlardır."
Sazlığın Bekçileri: Su Olmazsa Stres Başlıyor
Mandaların biyolojik yapıları gereği sulak alanlara olan mutlak bağımlılığına değinen Erciyes, hayvancılığın bu kritik püf noktasını ve Sultan Sazlığı'na olan ekolojik katkısını şu sözlerle aktardı:
-
Ter Bezleri Yok: Mandaların derileri oldukça kalın olup, vücutlarında ter bezleri bulunmaz. Bu nedenle insanlar veya diğer memeliler gibi terleyerek serinleyemezler.
-
Vücut Isısı Dengesi: Canlılar, vücut ısılarını dengeleyebilmek için mutlaka gölet, dere ya da bataklık gibi sulak alanlara girip serinlemek zorundadır.
Yaralar ve Verim Kaybı: Eğer manda suya giremezse derisi çatlamaya başlar, vücudunda yaralar oluşur ve hayvan ağır bir strese girer.
Süt ve Et Kaybı: Bir manda ne kadar çok strese girerse, sütü o kadar azalır ve et verimi düşer. Bu durum manda yetiştiriciliğinin en temel "olmazsa olmaz" kuralıdır.
Doğal Döngünün ve Kırsal Kalkınmanın Anahtarı
Yüzyıllardır Develi Ovası'ndaki ekolojik dengeyi koruyan mandaların "Sultan Sazlığı’nın en eski bekçileri" olarak kabul edildiğini belirten Nurettin Erciyes, mandacılığı Soysallı Köyü'nde imkanları ölçüsünde daha da geliştirmek için gayret edeceğini söyledi.
Erciyes, mandacılığın sürdürülmesinin sadece kırsalda bir geçim kapısı olarak kalmayıp; sulak alanların dengede kalmasına, doğal dengenin kendini yenilemesine ve sürdürülebilir bir yaşam döngüsüne paha biçilemez bir katkı sunduğunu ifade ederek sözlerini tamamladı.
Kaynak Kişi: Nurettin Erciyes (Soysallı Köyü) Derleyen: Nezir Ötegen – 19.06.2026 / Develi
