Kritik Faiz Kararı: Kimin İçin Kritik? – Prof. Dr. Derviş Boztosun’dan Değerlendirme
Manşetlerde “kritik faiz kararı” olarak sunulan gelişmeler, vatandaşın hayatında somut bir değişim yaratmıyor. Ancak Merkez Bankası’nın güvenilirliği, yatırımcı algısı ve ekonomi yönetiminin istikrar sinyali açısından hâlâ kritik önemini koruyor.


Merkez Bankası’nın açıkladığı politika faizi kararları her seferinde “kritik” başlığıyla gündeme taşınıyor. Oysa ekonominin farklı aktörleri açısından baktığımızda, bu kararların etkisi giderek sınırlı hale geliyor.
Esnaf ve vatandaş için tablo net: Kredi faizleri zaten politika faizinin çok üzerinde. İhtiyaç kredisi, taşıt kredisi ya da kredi kartı faizleri, Merkez Bankası kararına bakılmaksızın piyasa koşullarına göre belirleniyor. Dolayısıyla politika faizinde değişiklik olsa da, vatandaşın cebine doğrudan yansımıyor.
Sanayici ve tüccar açısından da durum farklı değil. Yatırım yapmak ya da işletme sermayesini çevirmek isteyen firmalar, bankalardan yüksek maliyetle kredi kullanabiliyor. Politika faizindeki değişim, fonlama maliyetlerini sınırlı etkilediği için reel sektörün finansmana erişim sorununu çözmüyor.
Enflasyon cephesi ise tamamen farklı dinamiklerle işliyor. Kur hareketleri, üretim maliyetleri ve beklentiler, fiyatları faiz kararından çok daha fazla etkiliyor. Faiz artışları, enflasyonu dizginlemek için teoride bir araç olsa da, enflasyonun yapısal sebeplerine dokunulmadığı sürece tek başına sonuç vermiyor.
Aslında bu kararların en kritik olduğu alan, Merkez Bankası’nın kredibilitesi. Uluslararası yatırımcıların Türkiye’ye bakışı, programın sürdürülebilirliği ve para politikasının öngörülebilirliği, politika faizi üzerinden okunuyor. Yani bugün faiz kararları reel sektörden çok, finansal piyasalara verilen mesaj açısından önem taşıyor.
