Prof. Dr. Derviş Boztosun’dan Kritik Değerlendirme: 24 Temmuz PPK Kararı Türkiye Ekonomisinin Kaderini Belirleyecek mi?
Faiz İndirimi Kapıda mı? 24 Temmuz Kararı Ne Anlama Geliyor? 24 Temmuz'da yapılacak Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı, Türkiye ekonomisinin yönü açısından kritik bir dönemeç olabilir. Kulislere yansıyan faiz indirimi beklentileri, hem piyasaların hem de vatandaşların dikkatini bu toplantıya çevirmiş durumda. Üstelik Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in faiz indirimi iddialarının Bakanlıkça yalanlanması, beklentileri daha da hassaslaştırdı.


Faiz İndirimi Kapıda mı? 24 Temmuz Kararı Ne Anlama Geliyor?
24 Temmuz'da yapılacak Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı, Türkiye ekonomisinin yönü açısından kritik bir dönemeç olabilir. Kulislere yansıyan faiz indirimi beklentileri, hem piyasaların hem de vatandaşların dikkatini bu toplantıya çevirmiş durumda. Üstelik Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in faiz indirimi iddialarının Bakanlıkça yalanlanması, beklentileri daha da hassaslaştırdı.
Geçmişten Bugüne: Faiz Dalgalanmaları
Hatırlanacağı üzere, Merkez Bankası Aralık 2024’te faiz indirimlerine başlamış, üç toplantıda toplam 750 baz puanlık bir indirim yapılmıştı. Ancak Mart ayında yön tersine dönmüş; politika faizi 400 baz puanlık artışla %46’ya, Nisan’da ise %49’a yükseltilmişti. Haziran ayında ise faiz sabit tutulmuştu. Şimdi gözler yeniden indirime çevrilmiş durumda.
Beklentiler: 250 mi, 300 mü, Yoksa 350 Baz Puan mı?
Piyasadaki genel beklenti 250 baz puanlık bir indirim yönünde. Ancak bazı yabancı kurumlar – örneğin Goldman Sachs – bu indirimin daha cesur olabileceğini düşünüyor. Onlara göre, olumlu makroekonomik veriler 350 baz puanlık bir indirimi bile mümkün kılıyor. Elbette Merkez Bankası’nın kararının teknik bir arka planı olduğu kadar siyasi bir boyutu da var.
Makro Göstergeler Ne Diyor?
Son veriler, faiz indirimi için nispeten elverişli bir tablo çiziyor:
İhracatın ithalata üstünlüğü, dış ticaret dengesinde iyileşmeyi işaret ediyor.
Brüt rezervlerin 166,2 milyar dolara çıkması, döviz açısından Merkez Bankası’nı güçlü kılıyor.
Enflasyonun düşüş eğilimi ise – Mart’ta %38 iken Haziran’da %35,05’e inmiş durumda – para politikasının yeniden gevşetilmesine zemin hazırlıyor.
Ancak bu tablo her yönüyle pembe değil. Politika faizinin %49 seviyesinde kalması, sanayicinin krediye erişimini zorlaştırıyor, üretim maliyetlerini artırıyor. Faize giden para son üç ayda 135 milyar lirayı bulmuş durumda. Üstelik Türkiye’nin reel faiz oranı Avrupa’nın 55, ABD’nin ise 5 katı seviyesinde. Bu da sermayeyi üretimden çok faize yönlendiriyor.
Faiz İndirimi: İlaç mı, Risk mi?
Eğer Merkez Bankası 350 baz puanlık bir indirimle faizi %42,5'e çekerse, pozitif reel faiz hâlâ %8,5 seviyesinde olacak. Yani enflasyonla mücadelede bir gevşeme olsa da tamamen vazgeçme söz konusu değil. Ancak bazı iktisatçılara göre ideal faiz seviyesi %38 civarında. Bu seviye hem yatırımı hem de üretimi teşvik edebilir.
Merkez Bankası Başkanı’nın Cumhurbaşkanı'na kapsamlı bir brifing vermesi gerekebilir. Çünkü faiz politikası artık yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi bir tercih haline geldi.
24 Temmuz Kritik Bir Eşik
PPK’nın alacağı karar, sadece faiz oranını değil, yatırımcının yönünü, sanayicinin nefesini ve vatandaşın enflasyon beklentisini de şekillendirecek. Merkez Bankası bu kararla ya "yüksek faiz" politikasını devam ettirecek ya da kontrollü bir gevşemeyle "yumuşak iniş" sürecine geçecek.
Karar ne olursa olsun, 24 Temmuz sadece bir tarih değil; Türkiye ekonomisinin rotasını belirleyecek önemli bir eşik.

