Kayseri Times

Piyasalar Perşembe'ye Kilitlendi

Prof. Dr. Derviş Boztosun, Merkez Bankası’nın Perşembe günü açıklayacağı faiz kararının ve karar metninin, Ağustos ayında PPK toplantısı olmaması sebebiyle Eylül ayına kadar piyasaların ana pusulası olacağını vurguluyor. Petrol fiyatlarındaki sert yükselişin faiz indirimi beklentilerini frenlediğini ve TCMB’nin elini zorlaştırdığını belirten Boztosun; Merkez Bankası’nın bu toplantıda risk almayarak şahin duruşunu korumasını, olası bir faiz indirim döngüsü için ise gözlerin Eylül ayına çevrilmesi gerektiğini ifade ediyor.

22 Temmuz 202612:37152
ReklamReklam
Piyasalar Perşembe'ye Kilitlendi

Piyasalar Perşembe'ye Kilitlendi: Şimdi Söz Merkez Bankası'nda

Perşembe günü saatler 14.00'ü gösterdiğinde yalnızca bir faiz kararı açıklanmayacak. Aslında Türkiye ekonomisinin önümüzdeki iki ay boyunca hangi yoldan yürüyeceğine dair ilk işaret fişeği de ateşlenecek.

Çünkü bu kez mesele, faizin kaç puan olduğu değil; Merkez Bankası'nın ne söyleyeceği.

Üstelik Ağustos ayında Para Politikası Kurulu toplantısı yok.

Yani Perşembe günü kurulacak her cümle, Eylül'e kadar piyasaların pusulası olacak.

Bugün piyasanın neredeyse tamamı politika faizinin yüzde 37'de bırakılmasını bekliyor. Sürpriz bir karar bekleyenlerin sayısı oldukça az. Fakat asıl soru şu:

Merkez Bankası faiz indirmek istiyor da, şartlar mı izin vermiyor?

Bence tam da yaşanan bu.

Tam Kapı Aralanmışken...

Aslında tablo hiç de kötü değildi.

Rezervler toparlanıyordu.

Swap hariç net rezervler uzun zamandır görülmeyen seviyelere doğru ilerliyordu.

Yabancı yatırımcı yeniden Türk tahvillerine ve hisse senetlerine ilgi göstermeye başlamıştı.

Dolarizasyon geriliyor, Türk lirasına olan güven yavaş da olsa yeniden inşa ediliyordu.

Enflasyonda aşağı yönlü beklentiler güç kazanırken, faiz indirimi artık yalnızca bir ihtimal değil, ciddi şekilde konuşulan bir senaryo hâline gelmişti.

Tam ekonomi yönetimi "artık ilk adımı atabiliriz" diye düşünmeye başlamışken...

Petrol geldi.

Hem de bütün hesapları bozacak kadar sert geldi.

Ekonominin En Pahalı Misafiri: Petrol

Ekonomi bazen kendi doğrularıyla ilerler.

Sonra bir tanker petrol gelir ve bütün hesap cetvelini yırtıp atar.

Brent petrolün kısa sürede 70 dolar seviyelerinden 90 dolara yaklaşması, yalnızca enerji şirketlerini ilgilendiren bir gelişme değildir.

Bu artış; pompadaki fiyatı etkiler.

Nakliyeyi etkiler.

Sanayinin maliyetini etkiler.

Gıdayı etkiler.

En sonunda da enflasyonu etkiler.

Türkiye gibi enerjisinin önemli bölümünü ithal eden bir ülke için petrol fiyatı, yalnızca uluslararası bir veri değildir; mutfaktaki yangının da fabrikadaki maliyetin de döviz kurunun da sessiz belirleyikisidir.

İşte bu yüzden Merkez Bankası'nın eli, birkaç hafta öncesine göre bugün çok daha bağlı.

Bazen Faizi Değil, Güveni Korumak Gerekir

Merkez bankacılığı yalnızca faiz artırıp indirmek değildir.

Asıl mesele güven yönetmektir.

Bugün erken atılacak bir indirim adımı, belki piyasaları birkaç gün sevindirir.

Ama eğer bunun karşılığında kur yeniden hareketlenir, beklentiler bozulur ve enflasyon tekrar yukarı dönerse, o kısa sevinç uzun bir faturaya dönüşebilir.

Ekonomi tarihinde bunun örnekleri fazlasıyla var.

Bu yüzden bazen hiçbir şey yapmamak, yanlış zamanda bir şey yapmaktan daha doğru olabilir.

Sabır da para politikasının görünmeyen ama en güçlü araçlarından biridir.

Asıl Karar Metninin Arasında Gizli

Perşembe günü herkes ilk satıra bakacak.

Faiz değişti mi, değişmedi mi...

Oysa profesyoneller son paragrafı okuyacak.

Çünkü piyasa rakamları değil, niyetleri fiyatlar.

"Sıkı duruş sürecek" vurgusu korunursa, Merkez Bankası'nın temkini devam ediyor demektir.

Ama "veri odaklı", "uygun koşullar oluştuğunda" gibi ifadelerin öne çıkması, sonbaharda başlayabilecek faiz indirimlerinin ilk habercisi olabilir.

Bazen tek bir kelime, milyarlarca liralık fiyatlamanın önüne geçer.

Son Söz

Benim beklentim net.

TCMB bu toplantıda risk almayacak.

Petrol fiyatlarının oluşturduğu belirsizlik sürerken, jeopolitik tansiyon yüksekken ve enflasyon cephesinde kalıcı zafer henüz ilan edilmemişken, Merkez Bankası'nın şahin tonunu koruması daha olası görünüyor.

Eylül ise bambaşka bir hikâye olabilir.

Eğer petrol sakinleşir, rezervler güçlenmeye devam eder ve enflasyondaki düşüş hız kesmezse, kontrollü bir faiz indirimi kapıyı çalabilir.

Ekonomide bazen cesaret, düğmeye basmak değildir.

Asıl cesaret, doğru zamanı bekleyebilmektir.

Perşembe günü açıklanacak karar sadece faiz oranını değil, Türkiye ekonomisinin bundan sonraki sabır testinin süresini de belirleyecek.

Bu haberi paylaş

Habere Tepki Ver (0)

Yorumlar

Yorum Yaz

Whatsapp İhbar