Prof. Dr. Derviş Boztosun: Piyasalarda Sessiz Bir “Finansal Deprem” Yaşanıyor
Prof. Dr. Derviş Boztosun, piyasalarda yaşanan gelişmeleri “sessiz bir finansal deprem” olarak tanımlıyor. Bakır, altın, enerji ve gıda fiyatlarının aynı anda yükselmesi; borsaların rekor kırmasına rağmen sermayenin sistemden sessizce çıktığını gösteriyor. Bu tablo, bir sektör değişiminden çok kâğıt varlıklara olan güvenin zayıfladığına işaret ediyor. Merkez bankaları faiz ve enflasyon arasında sıkışmış durumda.


Ekonomi literatüründe nadir görülen sinyaller aynı anda yanıyor. Prof. Dr. Derviş Boztosun’a göre yaşananlar bir sektör rotasyonu değil, sistemden sessiz bir kaçışın işareti.
Piyasalarda bazen çanlar çalmaz.
Ne sert manşetler atılır, ne de panik butonuna basılır.
Ancak “akıllı para” ayağa kalkar ve masadan sessizce çekilir.
Prof. Dr. Derviş Boztosun, bugün tam olarak böyle bir sürecin izlendiğini söylüyor.
Bakır yükseliyor.
Altın yükseliyor.
Enerji ve gıda fiyatları yukarı gidiyor.
Borsalar ise rekorlar kırıyor.
İlk bakışta çelişkili gibi görünen bu tablo, finans literatüründe ürkütücü bir kavramla anılıyor:
“Kıyamet Rotasyonu.”
Bakır ve Altın Aynı Anda Konuşuyorsa…
Normal koşullarda bakır ve altın farklı hikâyeler anlatır.
Bakır, sanayinin nabzıdır.
Üretimi, büyümeyi ve talebi ölçer. Yükselmesi, ekonomik canlılığa işaret eder.
Altın ise sistemin sigortasıdır.
Güven azaldığında, para birimleri sorgulandığında ve jeopolitik riskler arttığında öne çıkar.
Peki ya ikisi aynı anda yükseliyorsa?
Prof. Dr. Derviş Boztosun’a göre bu durum ne klasik bir büyüme hikâyesidir ne de sıradan bir enflasyon anlatısıdır.
Bu tablo, yatırımcının şu mesajı verdiği anı temsil eder:
“Ne alırsam alayım ama kâğıtta kalmayayım.”
Bu noktada mesele artık getiri değil, hayatta kalma refleksidir.
Bu Bir Sektör Değişimi Değil, İtibar Kaybı
Prof. Dr. Derviş Boztosun, yaşananların teknoloji hisselerinden enerjiye geçiş olarak okunmaması gerektiğini vurguluyor.
Bu bir portföy ayarlaması da değil.
Bu, sermayenin sistemden çıkışıdır.
Endeksler rekor kırarken emtiaların agresif biçimde yükselmesi tesadüf değil.
Bu durum, vitrine bırakılan kâğıt varlıkların arkasında gerçek paranın kasaya taşındığını gösteriyor.
Masadaki fişler bozdurulmuyor.
Doğrudan cebe indiriliyor.
Likidite Kuruduğunda Her Şey Çöker
Tarih bu tabloyu daha önce de gösterdi:
2000…
2008…
2019 repo krizi…
Hepsinin ortak noktası aynıydı:
Likidite aniden buharlaştı.
Bankalar birbirine güvenmediğinde;
fonlama faizleri fırlar,
kısa vadeli borçlanma piyasası tıkanır
ve margin call’lar zincirleme şekilde başlar.
O ana kadar “sarsılmaz” denilen boğa piyasaları, bir gecede enkaza dönüşür.
Prof. Dr. Derviş Boztosun’a göre çöküş, fiyatlardan değil fonlamadan gelir.
Merkez Bankaları Köşeye Sıkışmış Durumda
Bugünün farkı ise daha da tehlikeli.
Merkez bankaları faiz indirmek istiyor ancak enflasyon hâlâ yüksek.
Faiz indirirlerse:
- Para birimleri zayıflar
- Emtialar daha da hızlanır
- Güven erozyonu derinleşir
Faizi yüksek tutarlarsa:
- Reel ekonomi boğulur
- Kredi kanalları donar
- İşsizlik ve iflaslar artar
Yani hangi hamle yapılırsa yapılsın, bedel ağır.
Bu nedenle piyasa artık merkez bankalarına değil, fiziksel gerçekliğe kulak veriyor.
Kriz mi, Rejim Değişimi mi?
Prof. Dr. Derviş Boztosun’a göre asıl soru şu:
Bu yaşananlar geçici bir dalgalanma mı,
yoksa parasal sistemin son perdesi mi?
Borçla büyüme modeli tıkanıyor.
Kâğıt varlıklar itibar kaybediyor.
Fiziksel varlıklar “son teminat” hâline geliyor.
Bu bir çöküşten çok, paranın ne olduğuna dair yeniden tanımlanma süreci.
Ve tarih net bir uyarı veriyor:
Büyük krizler bağırarak gelmez.
Bakır, altın ve likidite aynı anda konuşmaya başladığında gelir.
Bugün…
Hepsi aynı anda konuşuyor.
