Kayseri Times

Prof. Dr. Derviş Boztosun: Pompada Gördüğümüz Rakam Motorinin Değil, Paramızın Bize Kestiği Faturadır

Prof. Dr. Derviş Boztosun, akaryakıt fiyatlarındaki artışın asıl nedeninin jeopolitik krizler veya Brent petrol fiyatları değil, Türk lirasındaki değer kaybı olduğunu belirtiyor. Küresel piyasalarda petrol düşerken Türkiye'de motorinin 64 liraya, doların ise 46 liraya yükselmesini analiz eden Boztosun; zamların motorine değil, doğrudan değersizleşen paraya geldiğini ifade ederek kendi paramızın itibarını ve istikrarını konuşmadığımız sürece bu ekonomik faturayı ödemeye devam edeceğimizi vurguluyor.

8 Temmuz 202615:07157
ReklamReklam
Prof. Dr. Derviş Boztosun: Pompada Gördüğümüz Rakam Motorinin Değil, Paramızın Bize Kestiği Faturadır

Prof. Dr. Derviş Boztosun

Petrol yükseldi..."

"Savaşın etkisi..."

Sanki Türkiye'deki akaryakıt fiyatlarını belirleyen tek merkez, binlerce kilometre ötede yaşanan jeopolitik krizlermiş gibi...

Elbette savaşların enerji fiyatları üzerinde etkisi vardır. Kimse bunu inkâr etmiyor. Ancak asıl soru şu:

Savaşın ilk şokunun üzerinden yıllar geçmiş, Brent petrol eski zirvelerinin çok altına gerilemişken pompadaki fiyatlar neden hâlâ yukarıda?

İşte konuşulmak istenmeyen gerçek tam da burada başlıyor.

Çünkü pompaya yansıyan fiyatın hikâyesi, sadece petrolün değil, Türk lirasının da hikâyesidir.

Rusya-Ukrayna savaşı başladığında petrol 100 doların da üzerine çıkmıştı. Dünya paniğe kapıldı. O günlerde yaşanan fiyat artışlarını açıklamak mümkündü.

Bugün ise tablo farklı.

Petrol o seviyelerde değil.

Ama vatandaşın ödediği bedel hâlâ rekor seviyelerde.

Ekonomide bazen tek bir grafik, yüzlerce sayfalık rapordan daha fazla şey anlatır.

Bugün o grafik ne enflasyondur ne de büyüme rakamları...

Bugün Türkiye ekonomisinin en dürüst grafiği, akaryakıt istasyonlarının fiyat tabelasıdır.

Motorin yaklaşık 64 lira...

Dolar yaklaşık 46 lira...

Bu iki rakam yan yana geldiğinde aslında bize yalnızca yakıt fiyatını değil, son yılların ekonomik hikâyesini anlatıyor.

Çünkü motorinin fiyatı ile doların seyri neredeyse aynı dili konuşuyor.

Rusya-Ukrayna savaşı başlamadan hemen önce motorin 15 lira civarındaydı.

Dolar ise 14 lira seviyesindeydi.

ABD İsrail ve iran savaşından önce brent petrol 72 dolar Motorin 42 tl

Aradan geçen aylarda Brent petrol eski zirvelerinden geri çekildi.

Küresel enerji piyasaları ilk şoku büyük ölçüde atlattı.

Ama Türkiye'de motorin yaklaşık 64 liraya, dolar ise 46 liraya yükseldi.

İşte bütün mesele burada.

Eğer sorun yalnızca savaş olsaydı, petrol düştüğünde pompadaki fiyatların da aynı ölçüde gerilemesi gerekirdi.

Olmadı.

Çünkü pompadaki fiyatı artık petrol değil, büyük ölçüde kur belirliyor.

Türkiye enerjisini dövizle satın alıyor.

Türk lirası değer kaybettikçe, aynı varil petrol için daha fazla lira ödeniyor.

Üzerine vergiler, dağıtım maliyetleri and diğer kalemler eklendiğinde vatandaşın cebinden çıkan tutar katlanıyor.

Bu yüzden pompadaki tabela, sadece enerji maliyetini değil; Türk lirasının satın alma gücündeki aşınmayı da gösteriyor.

Ekonomide en tehlikeli yanılsama, semptomu hastalığın kendisi sanmaktır.

Bugün birçok kişi motorine gelen zamları konuşuyor.

Oysa zam, motorine gelmiyor.

Asıl zam, her gün biraz daha değersizleşen paraya geliyor.

Paranız değer kaybettiğinde ithal ettiğiniz her ürün pahalanır.

Enerji pahalanır.

Nakliye pahalanır.

Üretim pahalanır.

Gıda pahalanır.

Sonunda hayatın tamamı pahalanır.

İşte enflasyon dediğimiz zincir tam da burada başlar.

Bir ülkenin para birimi istikrarını kaybettiğinde, dünyadaki en küçük dalga içeride büyük bir fırtınaya dönüşür.

Bu nedenle akaryakıt tabelasına bakarken sadece "motorin kaç lira olmuş?" diye sormayın.

Bir de şu soruyu sorun:

"Türk lirası bugün kaç lira daha değer kaybetti?"

Çünkü pompadaki 64 liralık motorin, yalnızca bir yakıt fiyatı değildir.

O rakam, kurun, dışa bağımlılığın, vergi yükünün ve ekonomik kırılganlıkların tek satırlık özetidir.

Gerçeklerle yüzleşmeden çözüme ulaşılamaz.

Savaşı konuşabiliriz.

Petrolü tartışabiliriz.

Ancak kendi paramızın itibarını konuşmadığımız sürece, her yeni dış şok aynı senaryoyu tekrar önümüze koyacaktır.

Ekonomi, mazeretlerle değil; güven veren para, üretim ve istikrarla güçlenir.

Bugün pompada gördüğümüz rakam, aslında motorinin değil, paramızın bize kestiği faturadır.

Bu haberi paylaş

Habere Tepki Ver (0)

Yorumlar

Yorum Yaz

Whatsapp İhbar