Kayseri Times

Prof. Dr. Derviş Boztosun: Tarlada 10 Lira, Rafta 85 Lira: Bu Parayı Kim Yiyor?

Prof. Dr. Derviş Boztosun, üreticide 10 lira olan limonun market rafında 85 liraya çıkması üzerinden Türkiye’deki gıda enflasyonunu ve tarım sistemini sert bir dille eleştiriyor. Tarladan sofraya uzanan süreçteki yüksek lojistik maliyetleri, plansız üretim, zayıf soğuk zincir ve aracı zincirinin yarattığı kayıpları "organize edilmiş maliyet transferi" olarak tanımlayan Boztosun; sorunun ürünlerde değil, çiftçiyi korumayan ve tüketiciyi pahalılığa mahkûm eden mevcut sistemde olduğunu belirterek radikal adımlar atılması gerektiğini vurguluyor.

5 Eylül 202601:28117
ReklamReklam
Prof. Dr. Derviş Boztosun: Tarlada 10 Lira, Rafta 85 Lira: Bu Parayı Kim Yiyor?

Prof. Dr. Derviş Boztosun

TARLADA 10 LİRA, RAFTA 85 LİRA: BU PARAYI KİM YİYOR?

Türkiye’de gıda enflasyonunu anlatmak için artık ekonomi kitabına gerek yok.

Bir limona bakın.

Üreticide 10 lira.

Markette 84,84 lira.

Limon tarladan çıkıyor, ekonomik sistemimizin içinden geçiyor ve market rafına geldiğinde adeta finansal varlığa dönüşüyor.

Getirisi altından yüksek, hikâyesi borsadan uzun!

Üstelik mesele yalnızca limon değil.

Ağustos verileri aynı hikâyeyi başka ürünlerde de anlatıyor:

Havuç üreticide 10,66 TL, markette 51,20 TL.

Elma üreticide 18,75 TL, markette 89,60 TL.

Kabak üreticide 16,02 TL, markette 54,61 TL.

Yeşil soğan üreticide 17,33 TL, markette 58,83 TL.

Yani çiftçinin tarlada ucuza sattığı ürün, tüketicinin önüne geldiğinde birkaç kat pahalanıyor.

Sonra da dönüp çiftçiye soruyoruz:

“Sen neden pahalı satıyorsun?”

Adam zaten pahalı satmıyor ki!

Adamın 10 lirası, markete gidene kadar 85 lira oluyor.

İşte Türkiye’nin gıda piyasındaki kara mizah tam burada başlıyor.

Ürün tarladan çıkıyor.

Kamyon.

Hal.

Komisyoncu.

Depo.

Ambalaj.

Nakliye.

Market.

Her durakta yeni maliyet, yeni marj, yeni fatura...

Üstelik yolda ürünün bir bölümü çürüyor.

Sonra çürüyen domatesin, ezilen meyvenin, çöpe giden sebzenin maliyeti sağlam ürünün üzerine bindiriliyor.

Vatandaş aslında sadece yediği ürünü satın almıyor.

Yolda kaybolan ürünü de satın alıyor!

Buna piyasa verimliliği denmez.

Buna organize edilmiş maliyet transferi denir.

Elbette aracıları suçlamak kolay.

Ama sorun sadece aracı değil.

Asıl sorun, üreticinin örgütsüz, depolama kapasitesinin yetersiz, soğuk zincirin zayıf ve üretimin plansız olması.

Çiftçi mazotu, gübreyi, tohumu, elektriği peşin ödüyor.

Kuraklığın riskini alıyor.

Donun riskini alıyor.

Doluya katlanıyor.

Ama fiyat belirleme masasına geldiğinde sandalyesi bile yok.

Şimdi çözüm diye yeni düzenlemeler konuşuluyor.

Güzel.

Ama yasa tek başına limon üretmez.

Yasa soğuk hava deposu kurmaz. Kooperatif yaratmaz. Üretim planlaması yapmaz. Lojistik maliyetini düşürmez.

Türkiye’nin ihtiyacı sadece yeni bir Hal Yasası değil.

Tarladan sofraya yeni bir ekonomik düzen.

Güçlü kooperatif.

Planlı üretim.

Modern depolama.

Kesintisiz soğuk zincir.

Düşük girdi maliyeti.

Ve üreticinin zincirin tamamında söz sahibi olması.

Çünkü gerçek tablo şu:

Çiftçi ucuza satıyor.

Vatandaş pahalı alıyor.

Aradaki sistem ise büyüyor.

Üreticide 10 lira olan limon 85 liraya çıkıyorsa, artık limonu değil, sistemi sorgulamak gerekiyor.

Çünkü mesele meyve-sebze fiyatı değil.

Mesele, tarladaki emeğin neden rafta servete dönüştüğüdür.

Ve cevap hâlâ aynı:

Sorun ürün değil. Sorun sistem.

Bu haberi paylaş

Habere Tepki Ver (0)

Yorumlar

Yorum Yaz

Whatsapp İhbar