Ptof. Dr. Derviş Boztosun: Güney Kafkasya’da Yeni Satranç: Türkiye İçin Büyük Oyun Başladı
ABD’nin arabuluculuğunda gelen barış anlaşması, Rusya’nın sarsılan etkisi ve enerji–ulaşım koridorları… Ankara bu fırsatı avantaja çevirebilecek mi?


ABD’nin arabuluculuğunda gelen barış anlaşması, Rusya’nın sarsılan etkisi ve enerji–ulaşım koridorları… Ankara bu fırsatı avantaja çevirebilecek mi?
Güney Kafkasya, uzun süredir sadece haritalarda sınır çizgilerinden ibaret görünen bir bölge değil. Bugün, küresel güçlerin yeni stratejik oyunu burada oynanıyor.
Ermenistan ile Azerbaycan arasında 35 yıllık savaşı bitirecek barış anlaşması Beyaz Saray’da paraf edildi. 8 Ağustos tarihi, 2008’de Rusya’nın Güney Osetya’ya müdahalesinin yıl dönümü olması nedeniyle ABD’nin Güney Kafkasya’ya dönüşünü ve Rusya–İran çevreleme stratejisinde yeni bir aşamayı simgeliyor. Anlaşmanın Türkiye açısından en kritik sonucu 44 km’lik Zengezur Koridoru. Koridorun yapım ve işletme hakkının 99 yıllığına ABD’ye verilmesidir. Bu durum Türkiye, Rusya ve İran için ciddi jeopolitik risk oluşturuyor. Hat, Türkiye’yi doğrudan Azerbaycan ve Orta Asya’ya bağlasa da ABD’nin bölgeye yerleşmesi, Güney Kafkasya’da yeni bir Amerikan kuşatma hattı anlamına geliyor. Bu durum, tarihî “Kafkas Seddi”nin modern bir versiyonu olarak değerlendirilebilir.
ABD arabuluculuğunda imzalanan Azerbaycan–Ermenistan ön anlaşması, iki ülke arasında barış umudu yaratırken, Ankara için de hem fırsat hem risk dolu bir kapı aralıyor.
Moskova bu gelişmeyi “nüfuz alanıma müdahale” olarak okuyor. Ukrayna savaşıyla sahada ve ekonomide yıpranan Rusya, bölgede eski ağırlığını sürdüremiyor. Bu boşluğu ise Washington hızla doldurmak istiyor. Peki Türkiye bu denklemin neresinde?
Cevap, iki ana koridorda gizli: lojistik ve enerji.
BTK:
Bakü–Tiflis–Kars (BTK) demiryolu, yılda 6,5 milyon ton yük taşıma kapasitesine sahip. Ama bugün kapasitesinin yalnızca %8’i kullanılıyor. 2022’de taşınan yük 432 bin ton civarındaydı. Yani hat, kapasite patlamasına hazır. Bu boşluğu dolduracak olan, Güney Kafkasya’da istikrarın sağlanması ve yeni ticaret anlaşmalarıdır.
TANAP:
Trans-Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP), şu an yılda 16,2 milyar m³ gaz taşıyor. Bunun 6 milyar m³’ü Türkiye, 10 milyar m³’ü Avrupa için. Planlanan genişlemelerle kapasite 30 milyar m³’ün üzerine çıkacak. Türkiye’nin toplam gaz ithalat kapasitesi ise 75–80 milyar m³, mevcut tüketim ise yaklaşık 50 milyar m³. Yani Ankara’nın elinde Avrupa’ya yeniden ihraç edebileceği 25–30 milyar m³’lük bir ticari koz var.
Fırsat mı, Tuzak mı?
En iyimser senaryoda, anlaşma işler, Azerbaycan–Ermenistan ilişkileri normalleşir, ticaret ve enerji hatları güvence altına alınır. Türkiye, hem ekonomik hem diplomatik kazanç sağlar.
En olası senaryoda ise ABD, Rusya, AB, Çin ve İran’ın dahil olduğu çok taraflı bir güç dengesi oluşur. Türkiye, hassas bir denge politikası yürütmek zorunda kalır.
En riskli senaryoda ise Moskova aktif şekilde sürece müdahale eder, enerji ve ticaret kanallarını zorlayabilir, hatta Suriye gibi başka cephelerde Ankara’ya baskı yapabilir.
Stratejik Hamle Zamanı
Bu satranç oyununda kazanmak için Türkiye’nin atması gereken adımlar net:
ABD ile işbirliği yaparken, Rusya ile stratejik diyalog kanallarını açık tutmak.
Ermenistan’la normalleşmeyi ekonomik teşviklerle desteklemek.
BTK ve TANAP’ın kapasitesini hızla artıracak yatırımlar yapmak.
Enerji ve lojistikte transit ülke rolünü “bölgesel merkez” konumuna taşımak.
Güney Kafkasya’daki bu yeni oyun, hızlı koşanların değil, doğru hamle yapanların kazanacağı bir satranç maçı. Ve o hamle sırası, artık Türkiye’de.
