Kayseri Times

BİR İHANETİN ANATOMİSİ: SAHTE KANATLARLA UÇANLAR

BİR İHANETİN ANATOMİSİ: SAHTE KANATLARLA UÇANLAR Aklını ve iradesini bir mankurt gibi kiraya vermiş bir güruhun, yaşadığı histeriyi "din" zannederek hem dünyasını hem de ahiretini ateşe verdiği kapkara bir süreçti FET...

MEHMET FATİH TOSUN27 Haziran 202605:33188
ReklamReklam
BİR İHANETİN ANATOMİSİ: SAHTE KANATLARLA UÇANLAR

BİR İHANETİN ANATOMİSİ: SAHTE KANATLARLA UÇANLAR

Aklını ve iradesini bir mankurt gibi kiraya vermiş bir güruhun, yaşadığı histeriyi "din" zannederek hem dünyasını hem de ahiretini ateşe verdiği kapkara bir süreçti FETÖ. Kendilerine kirli odakların taktığı sahte kanatlarla uçabileceklerini, bu aziz vatanın semalarına ortak olabileceklerini sandılar. Bu topraklar, tarihin en sinsi ihanetlerinden birine 15 Temmuz’da şahitlik etti. O gece, milletin ferasetiyle kadim devlet aklı birleşti; ipleri dışarıda bir şer şebekesi, bir darbe girişimi sonrasında hafızasından silinmeyecek bir tokat yedi. Asırlardır İslam’ın sancaktarlığını yapmış bu aziz millet, Türk’ün devletinin yıkılamayacağını tüm dünyaya da bir kez daha ispat etmiş oldu.

Kökleri dışarıda, ipleri karanlık odakların elinde olan ve bir dönem devletin kılcal damarlarına kadar sızmayı başarmış, neredeyse kusursuz bir şer projesi olan FETÖ’nün 15 Temmuz kalkışmasının öncesi ve sonrası, stratejik ve askeri boyutları üzerine ciltlerce kitap yazılabilir. Ancak madalyonun bir de sosyolojik yüzü, içimize sızan o sinsi mekanizmanın dişlileri var: 15 Temmuz’un mimarları o meşhur kelleci "Abiler"...

Kendinden menkul hiçbir kıymeti, liyakati ve insanlığa dair bir ehliyeti olmayan silik kişiler, örgüte kayıtsız şartsız biat ettikleri için “Abi” olarak nitelendirildi ve bir dönem devasa mevki ve makamlara kuruldular. Rüşvetin yalnızca paradan ibaret olmadığını biz bu süreçte acı bir şekilde öğrendik. Makam, şöhret, statü ve güç gibi soyut rüşvetlerle koltuk kapan bu figürler bir süre sonra yapının çarklarının dönmesi için adeta birer "kelle avcısına" dönüştüler.

Abilerin gölgesinde sahte kanatlarla yükselenlerin oluşturduğu bu çarktakiler; kumpaslarla, çalınan sorularla, sahte ihbarlarla liyakatli insanları tasfiye ederken, kendi ikballeri için masumların hayatlarını karartırken şunu çok iyi biliyorlardı: Biatlarında en ufak bir esneme olursa bu kez kendi kelleleri alınacaktı. Çarkı döndürmek için sürekli yeni kurbanlar, yeni kelleler gerekiyordu.

Peki, kadim devlet aklının operasyonlarıyla bugün çil yavrusu gibi dağılmış bulunan o günün kudretli "Abileri" ve onların oyuncağı olan zavallılar şimdi neredeler? Kimi cezaevi hücrelerinde gün sayıyor, kimi de ruhunu sattığı yabancı ülkelerin kapılarında vatansız birer sığıntı olarak yaşıyor. Akıbetlerini hep birlikte ibretle izliyoruz.

Ancak bu tarihsel tecrübe bize sadece geçmişi değil, geleceği de anlatmak zorunda. Müslüman uyanık olmak, dinini hakkıyla öğrenmek ve inancını körü körüne bir tabiiyet konforuna kurban etmemek mecburiyetindedir. Ancak bu sayede, bizi topla tüfekle yıkamayacağını bilenlerin, milli ve manevi değerlerimizi "din" maskesi altında çürütme projelerini fark edebiliriz.

Sözün özü; dün FETÖ’ydü, bugün belki bir başka yapı, yarın bir başka bilmem ne bela... Maskeler değişir, fıtrat değişmez. Mensubu veya sempatizanı olduğunuz vakıf, dernek, cemaat veya oluşum her ne olursa olsun; eğer kulağınıza "devlet içinde devlet ol, paralel bir güç devşir" fikrini fısıldıyorsa, bilin ki o yolun sonu karanlıktır.

Kendinizden menkul bir katma değeriniz, liyakatini ispatlamış bir şahsiyetiniz yoksa ve sadece "Abilerinizin" kanatları altında uçarak yükseliyorsanız dikkat edin: Er ya da geç o sahte kanatlar kırılır ve sığındığınız o karanlık, devletin mutlak adalet kılıcıyla aydınlığa kavuşur.

O gece, o sahte kanatlı hainlerin karşısına dikilerek vatan uğruna, mukaddesat için, Allah yolunda canlarını feda edip şehadet mertebesine erişen aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Ruhları şad olsun.

Bu haberi paylaş

Habere Tepki Ver (0)

Yorumlar

Yorum Yaz

Whatsapp İhbar