FERASET
FERASET İnsan, doğduğu andan itibaren kesbî olarak -çalışıp çabalayarak- öğrenmeye ve ilim sahibi olmaya çalışır. Bu şekilde kendi irade ve çabasıyla Allah’ın izin verdiği ölçüde ilim sah...


FERASET
İnsan, doğduğu andan itibaren kesbî olarak -çalışıp çabalayarak- öğrenmeye ve ilim sahibi olmaya çalışır. Bu şekilde kendi irade ve çabasıyla Allah’ın izin verdiği ölçüde ilim sahibi olan kişiye alim denir. Bir önceki yazımızda hakkıyla ilim sahibi olmanın önemi ve faziletine değinmiştik.
Bir de kendisi, ilmi seven, ilim yolunda olan aynı zamanda herhangi bir şeyi bilme konusunda idrâki, feraseti ve farkındalığı yüksek olan kişiler vardır ki; onlara da ârif denir.
A-ra-fe fiili de a-li-me gibi bilmek anlamına gelir fakat bu bilinç, ferasetli bir bilinçtir. Doğruyu yanlıştan, faydalıyı zararlıdan, iyiyi kötüden, Hak olanı batıl olandan, daha hızlı ve isabetli bir şekilde temyiz etmeye feraset denir. Bu yüzden ârifler, meselelere bakıp incelerken daha ferasetli karar verirler.
Aslında Mü'min olan her kişide feraset vardır. Efendimiz Aleyhisselam bir Hadis’te mealen şöyle buyurdu:
“Müminin ferasetinden sakının! Çünkü o Allah’ın nuruyla bakar.” (Tirmizi, Tefsiru’l Kur’an -Kur’an, 16)
Mü’min olan her kişi, Allah'ın nuruyla bakıyor ise ârif olanın diğerlerinden farkı nedir o zaman?
Herhangi bir kimse, asgari düzeyde, iman şartlarını yerine getirdiği zaman Mü’min’dir. Fakat her iman eden kişinin iman kalitesi, takva seviyesi, Allah katındaki yeri aynı değildir.
Feraset konusunun Kur’an’ın diğer isimlerinden biri olan “Furkan” kavramı ile birlikte ele alındığında daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum. Enfal Suresi 29. Ayet’te geçen bu kelime, meselenin daha iyi anlaşılması için anahtar bir kavramdır. Rabbimiz bu ayette mealen şöyle buyurmuştur:
“Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı takvalı olursanız (O’ndan hakkıyla sakınırsanız) O size bir furkan (temyiz kabiliyeti) verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük lütuf sahibidir.” (Enfal,29)
Bu ayetteki ifadeye göre kişinin ferasetinin -temyiz kabiliyeti- seviyesi, Allah’a karşı ne kadar boyun eğdiğine, O’ndan ne kadar sakındığına ve O’ndan gelene ne kadar teslimiyet içerisinde olduğuna bağlıdır. Daima Hak yolda istikamet üzere olan böyle kişilere Allah, ilham yoluyla manevi nimetler de lutfeder. Kesbî olarak kazandığı ilimlerin yanı sıra vehbî olarak -ilham yoluyla- da bilmediklerini öğretir.
Rabbim hepimize feraset sahibi Mü’minlerle ve âriflerle beraber olmayı, onların ilminden istifade etmeyi nasip ve müyesser eylesin. Rabbim ferasetimizi artırsın ve isabetli kararlar almayı lutfeylesin. Amin.
