İNSÂN'I İZLEMEK....!
İNSÂN'I İZLEMEK....! Epeyce bir vakit, kamu yöneticiliği görevlerinde bulundum. 32 yıl devlet-kamu hizmeti görevlerimden sonra, 2020 yılında, kamudan emekli oldum. Kamunun nasıl hantal olduğunu ve ni...


İNSÂN'I İZLEMEK....!
Epeyce bir vakit,
kamu yöneticiliği görevlerinde bulundum. 32 yıl devlet-kamu hizmeti görevlerimden sonra, 2020 yılında, kamudan emekli oldum.
Kamunun nasıl hantal olduğunu ve niçin böyle olduğunu, biliyorum. Çözümü; çok kolay, kısa ve basit değil. Herşey, İnsân unsuruna bağlı.
İyi ahlâklı, temiz Müslüman, Gözü kara ve Cengâver insanlarımızın, işin başına gelip, yetki aldığı kurumlarda, önce çok ciddî düzelmeler oluyor.
Ama sistem,
bir süre sonra,
bu kişileri, kesin olarak, safdışı bırakıyor.
Ya, eritip- asimile ediyor, yâni değiştirip- entegre ediyor.
Ya da, en hassas olduğu noktalardan vurarak, etiketleyip- pasifize ediyor.
Kişi üzerinde,
özel olarak çalışıldığında, zaaf noktası bulunamayacak veya zaafından tutulup da, yerden yere vurulamayacak adam, pek yoktur.
Bu işin yöntemleri de,
gâyet iyi biliniyor ve başarıyla uygulanıyor.
O yüzden, artık,
İnsân ile ilgili ne olursa olsun, pek şaşıramıyorum.
Sâdece, gerekli ise
nedenlerine ve nasıl olduğuna bakıyorum ve "Haa şöyle şöyle olmuş da, ondan böyle böyle olmuş" şeklinde,
olayın; "sebepler, ortam, giriş, gelişme ve sonuç" kısımlarını görmüş oluyorum,
Hepsi, o kadar.
"Telef olan Ömürler Müzesi"nde, gezinir gibiyiz, şu ilginç ve geçici dünyâda. Birâz istisnâ mı dediniz ?
Ahh, ona hasretiz.
İnsân'ı izliyoruz.
Çözüm çok net :
En önce İnsân unsurunu düzeltmek.
Bizde bunun yolu; Müslüman olmak ve tam bir Müslüman olarak yaşamaktır.
Müslümanım demek, yetmiyor. Müslüman olduğumuzu sanmak da, aslâ yetmiyor.
Gerçekten ve bizzat, Müslüman olmak ve Müslümanca yaşamak, gerekiyor.
Çok bilmek, söz söylemek, iddia etmek, slogan,.... yetmiyor.
OLmak lâzım. Bizzat yaşamak lâzım. Özü ve sözü bir olmak lâzım. O da bize, çok uzak bir hâl !
Kimsenin şahsını ilzâm etmem ama bizim en şeriatçımızın hayatında bile,
İslâm, gerçek belirleyici değildir. Belki bizim hayatımıza yüzde10 kadar ancak karışır ve düzenler. Sâdece bu yüzde10 hatırına, kendimizi cennetlik sayıyoruz !
Daha şu dünyâ hayatında bile, bizi zelil olmaktan kurtaramamış olan ahvâlimiz, bizi cennetlik yapacak sanıyoruz !
Müslüman olup, tam bir Müslüman olarak yaşamadan, ne Âdil bir Dünyâ Nizâmı kurabiliriz, ne de cennetlik olabiliriz.
Mış gibi yapıyoruz.
Sözümüz (iddiamız) ile özümüz (fiilen yaşadığımız hâlimiz), bir değil. Bu konuda, öncelikle kendimizi ve sonra da herkesi, kandırıyoruz işte.
Çöp gibi savrulmak,
bu olsa gerek !
Bu ikiyüzlü durumdan çıkmadan, bize başka bir çıkış yolu yoktur.
Vesselâm.
Kadir EROL
17.06.2026
