İSLAM
İSLAM Kişi, Elest Bezmi'nde Allah'a verdiği söz üzere; temiz, pak ve günahsız bir şekilde dünyaya gelir. Efendimiz, iki cihan serverimiz Aleyhisselam şöyle buyurdu: “Her doğan fıtrat üzere doğar. Sonra anne ba...


İSLAM
Kişi, Elest Bezmi'nde Allah'a verdiği söz üzere; temiz, pak ve günahsız bir şekilde dünyaya gelir.
Efendimiz, iki cihan serverimiz Aleyhisselam şöyle buyurdu:
“Her doğan fıtrat üzere doğar. Sonra anne babası onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yapar.” (Buhâri, Cenâiz, 92)
Bu hadiste geçen ve Rum Suresi’nde geçen ‘fıtrat’ kelimesine alimlerin çoğu, diğer ayet ve hadislerden de yola çıkarak ‘İslam’ manası vermişlerdir.
“Allah katında din, İslam’dır.” (Âli İmran, 19) İslam, fıtrat inancıdır ve bütün hak dinlerin genel adıdır. İnanç açısından hepsinin ortak noktası, Allah’ın(cc) varlığı ve birliğine inanmaktır.
İslam ve iman kavramları, mana açısından özde aynıdır. Hem dili hem de kalbiyle Allah’ı tasdik eden ve Hz. Muhammed Aleyhisselam’ın Allah’ın (cc) kulu ve Rasûl’ü olduğuna inanan bir kişi Müslüman olur ve iman dairesine girer.
Peki bu iki kavram arasında fark var mıdır? Çünkü bazı ayetlerde Müslüman kavramı kullanılırken bazılarında ise Mü’min kavramının kullanıldığına şahit oluyoruz.
Hucurat Suresi'nde Rabbimiz şöyle buyurdu:
“Bedevîler, “İman ettik” dediler. Şunu söyle: “Henüz iman gönüllerinize yerleşmediğine göre, sadece “boyun eğdik, teslim olduk” deyin! Bununla beraber Allah’a ve Resulüne itaat ederseniz Allah, yaptığınız hiçbir şeyi boşa çıkarmaz; Muhakkak Allah, çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.” (Hucurat, 14)
Bu ayete göre bir Müslüman olarak her an kendimizi çek etmeliyiz. Kuşkusuz Müslüman olmak, bu hayattaki en büyük nimettir. Fakat yukarıdaki ayetten de anlaşılıyor ki iman dairesinde olmak ile hakiki anlamda Mü’min olmak farklı bir durum olsa gerek.
Allah (cc) hakiki Mü’min’ in vasıflarını Mü’minûn Suresi’nde şu şekilde beyan etmiştir:
Müminler kesinlikle kurtuluşa ermiştir; (1)
Ki onlar, namazlarında huşû içerisindedirler; (2)
Anlamsız, yararsız söz ve davranışlardan uzak dururlar; (3)
Zekâtı verirler; (4)
Yine o müminler emanetlerine ve ahitlerine sadakat gösterirler; (5)
Namazlarını muhafaza ederler. (6)
İffetlerini korurlar; Sadece eşleriyle veya ellerinin altında olanlarla (câriyelerle) yetinirler, bundan dolayı da kınanacak değillerdir. (7,8)
Ama her kim bunun ötesine geçmek isterse işte haddi aşanlar onlardır. (9)
Firdevs Cenneti’ne vâris olacaklar ve orada onlar ebedî kalacaklardır. (10,11)
Yine Enfal Suresi’nde Rabbimiz iman edenlerin özellikleri ile ilgili şöyle buyurmuştur:
“Müminler o kimselerdir ki, Allah’ın adı anıldığında yürekleri titrer, kendilerine Allah’ın ayetleri okunduğunda bu onların imanlarını arttırır. Onlar yalnızca rablerine güvenirler.
Namazlarını özenle kılarlar, kendilerine verdiğimiz şeylerden bir kısmını Allah yolunda harcarlar.” (Enfal, 2-3)
Rabbim, bizleri hakiki anlamda iman eden ve bu imanla istikamet üzere yaşayan kullarından eylesin. Amin.
