Kayserispor Eski Güzel Günleri Hatırlatıyor


Kayserispor, geçmişte birçok kez ayağına dolanan zor deplasmanlardan biri olan Gaziantep FK karşısında bu kez şeytanın bacağını kırdı. Alınan 2-1’lik galibiyet sadece üç puan anlamına gelmiyor; aynı zamanda ortaya konan oyunla birlikte camiaya güçlü bir mesaj veriyor.
13 haftalık periyodun sonunda 7 galibiyet, 2 beraberlik ve 4 mağlubiyetle 23 puana ulaşan sarı-kırmızılılar, ligin beşinci sırasında. Daha önemlisi; takım ne yaptığını biliyor, planı var ve bunu sahaya yansıtabiliyor.
Bu tablo ister istemez geçmişteki başarılı sezonları hatırlatıyor. İlk 13 haftalar baz alındığında Kayserispor’un iyi başladığı yılların büyük bölümünde sezonu üst sıralarda bitirdiğini görüyoruz.
2005-2006’da 21 puanla yine beşinci sıradaydık. Sezon sonunda da aynı basamakta kaldık. Takımın başında Ertuğrul Sağlam vardı, gol yükünü ise Gökhan Ünal çekiyordu.
Bir sonraki sezon senaryo çok değişmedi; yine beşincilik geldi. 2007-2008’de ise Tolunay Kafkas yönetimindeki ekip hem ligde iyi bir çizgi yakaladı hem de Ziraat Türkiye Kupası’nı kazanarak tarih yazdı.
2009-2010’da 25 puanlı başlangıç, sezonu sekizinci bitirmemize rağmen hücum gücünü ortaya koymuştu. O yılın gol kralı Aziza Makukula idi.
En çarpıcı başlangıçlardan biri ise 2010-2011’de geldi. Shota Arveladze yönetiminde 28 puanla zirvenin hemen arkasındaydık.
Bugünkü tabloya bakınca insan ister istemez soruyor: Neden yine olmasın?
Planı Olan Bir Takım
Kayserispor’u değerli kılan şey sadece aldığı sonuçlar değil. Sahada bilinçli, neyi nerede yapacağını bilen bir görüntü var. Topa sahip olurken panik yapılmıyor, savunmada yardımlaşma üst düzey, hücumda ise organize denemeler dikkat çekiyor.
Başarı hayatın her alanında istenir ama onu getiren ilk şart emektir. Sahada birbirinin açığını kapatan, koşu mesafesini paylaşan, mücadeleden keyif alan bir oyuncu grubu gördüğünüzde zaten sistem kendiliğinden işler.
Çağdaş Atan Dokunuşu
Genç teknik adamın modern oyuna uygun fikirleri artık daha net hissediliyor. 4-1-4-1 düzenine takım alıştı. Rol dağılımları belirgin.
Geçtiğimiz hafta oyuna girerek fark yaratan Gökhan Sazdağı’nın bu kez ilk 11’de başlaması bunun örneği. Yine Miguel Cardoso sezonun en istikrarlı isimlerinden biri. Transfer yapmadan kadro içinden yeni kazanımlar üretmek teknik heyetin artı hanesine yazıyor.
Ali Karimi, Bernard Mensah ve Olivier Kemen de takımın omurgasını güçlendiren parçalar.
Ama bana göre asıl fark; oyuncuların oyundan aldığı keyif. Koşular, ikili mücadeleler, topa yapılan ekstra hamleler… Bunlar tabelada görünmez ama maçı kazandırır.
Gaziantep deplasmanında rakibin topları direkten döndü belki ama net ve planlı fırsatları bulan taraf yine Kayserispor’du. Biraz daha dikkatli olunsa skor çok daha farklı olabilirdi.
Sırada Zor Bir Randevu
Şimdi önümüzde kritik bir Anadolu derbisi var: Konyaspor.
Bu mücadele aynı zamanda İlhan Palut ile Çağdaş Atan arasındaki taktik savaş anlamına da geliyor. Konyaspor topa sahip olmak isteyen, önde basan, geçişleri hızlı oynayan bir ekip.
Kanatlarda Endri Çekiçi ve Zymer Bytyqi önemli tehdit. Orta alanda Amir Hadžiahmetović oyunun aklını temsil ediyor. Son haftalarda Bruno Paz da dikkat çekiyor.
Rakipte eksikler var; bu Kayserispor için avantaj. Ancak bizim adımıza da Cardoso’nun yokluğu önemli bir handikap olacak.
Bir diğer mesele ise savunmadan çıkarken yapılan riskli paslar. Bilal Bayazıt’ın da dahil olduğu bu oyun, baskıyı iyi yapan Konyaspor karşısında tehlike yaratabilir. Daha sabırlı ama daha güvenli tercihler gerekebilir.
Ön tarafta Mario Gavranović, arkasında Ramazan-Mensah-Kemen-Thiam hattı mantıklı görünüyor.
Bu derbiden alınacak bir galibiyet, Kayserispor’un gerçekten büyük hedeflere yürüyebileceğini herkese gösterecektir.
Ve şehir, o yürüyüşe eşlik etmeye hazır.
