Kayserispor İçin Derslerle Dolu Bir Sezon


Futbolda bir yılı daha acısıyla tatlısıyla geride bıraktık. Kimi şehirler bayram yaşadı, kimi camialar ise büyük hayal kırıklıklarıyla yazı karşılamaya hazırlanıyor.
2021-22 sezonu, Trabzonspor’un 38 yıl sonra gelen tarihi şampiyonluğuyla hafızalara kazınırken; Göztepe, Altay, Çaykur Rizespor ve Yeni Malatyaspor için veda vakti oldu. Sezon yalnızca ligde değil, milli ve uluslararası arenada da arzuladığımız tabloyu getirmedi. Ülke puanında geriye gidiş bir kez daha tescillendi.
Bu gidişat, temsilcilerimizin UEFA Şampiyonlar Ligi başta olmak üzere Avrupa kupalarına doğrudan katılım şansını da zora soktu. Mevcut statü değişmediği takdirde, şampiyon dahi ön eleme oynayacak. Özetle; Türk futbolu açısından pek çok kulvarda beklenenin uzağında kaldığımız bir yılı geride bıraktık.
Süper Lig’deki temsilcimiz Kayserispor içinse sezon; ligde kalmanın verdiği rahatlama ile kupada kaçan tarihi fırsatın hüznünü birlikte barındırdı.
Oysa başlangıç umut vericiydi. Ligin her dönem şampiyonluk yarışının içinde bulunan Galatasaray karşısında alınan net galibiyet, camiada beklentiyi yukarı taşımıştı. Haftalar ilerledikçe “ilk 10”, hatta Avrupa ihtimali konuşulmaya başlanmıştı. Alt sıralardaki takımların sürekli puan kaybetmesi bu iyimserliği besliyordu.
Ancak sezon uzun, futbol acımasızdı. İyi başlayan bazı ekipler zamanla sert düşüşler yaşadı; lige renk katan çıkışlar yerini umutsuzluğa bıraktı. Küme düşen takımlar için en büyük problem, geçmişten yeterli derslerin çıkarılmamasıydı.
Kayserispor cephesinde ise bambaşka bir heyecan vardı: kupa.
Ziraat Türkiye Kupası’nda ortaya konan performans, şehirde adeta yeniden bir inanç oluşturdu. Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor gibi devlerin saf dışı bırakılması, kupanın yeniden müzeye gidebileceği düşüncesini güçlendirdi. Ligdeki puan kayıpları bile bu büyük hedefin gölgesinde kalmıştı.
Ama futbolun değişmeyen iki kuralı vardı:
Dereyi geçip çayda boğulabilirsiniz…
Ve favoriler de kaybedebilir.
Final günü Atatürk Olimpiyat Stadı sarı-kırmızı hayallerle doluydu. Rakip Sivasspor tarihindeki ilk kupanın peşindeydi ve tribünlerdeki kalabalık bunu fazlasıyla hissettiriyordu.
Karşılaşmada Ramazan Civelek ile öne geçmemiz umutları zirveye taşıdı. Ancak orta sahadaki üstünlüğün kaybedilmesi, top kayıplarının artması ve hücumdaki etkisizlik rakibi oyuna ortak etti. Aaron Appindangoye dengeyi sağladı ve mücadele uzatmalara gitti.
Uzatma dakikalarında kalite farkını hissettiren isimler vardı. Max Gradel’in golünde Silviu Lung’un yapabileceği fazla bir şey yoktu. Yine de İlhan Parlak’ın kafa vuruşuyla gelen eşitlik, kupayı penaltılara taşıma umudunu canlı tuttu.
Ne var ki son sözü Olarenwaju Kayode söyledi. O anla birlikte bir taraf büyük coşkuya koşarken, Kayseri’ye hüzün düştü.
Sonuç olarak bu sezon, Kayserispor adına önemli mesajlar bırakarak kapandı. Başarıya yaklaşmanın yetmediği, doğru planlama ve doğru tercihler yapılmadığında emeklerin boşa gidebildiği bir kez daha görüldü.
Şimdi yapılması gereken; vakit kaybetmeden yeni sezonun yapılanmasına başlamak, takımı ileri taşıyacak takviyeleri nokta atışıyla belirlemek ve teknik yapılanma konusunda net, güven veren bir yol haritası çizmek. Taraftarın beklentisi de tam olarak bu.
Çünkü bu şehir yeniden hayal kurmak istiyor.
