MUTLAK BUTLAN
MUTLAK BUTLAN Hukuk Fakültesinde ders görürken bize en yabancı gelen terimler Mutlak butlan – Nispi butlan olmuştu. Bu hususu açıklarken evli biri yeniden evlenirse mutlak butlan olur gibi bir tarif yapılmakt...


MUTLAK BUTLAN
Hukuk Fakültesinde ders görürken bize en yabancı gelen terimler Mutlak butlan – Nispi butlan olmuştu. Bu hususu açıklarken evli biri yeniden evlenirse mutlak butlan olur gibi bir tarif yapılmakta idi.
Mutlak’ın kelime anlamı kesin olma, butlan ise hükümsüzlük, yok hükmünde olma anlamına gelmekte olduğunu çoğunuz artık TV yayınlarından öğrenmişsinizdir.
Nispi Butlan ise göreceli hükümsüzlük, kısmi geçersizlik diye de tarif edebileceğimiz ve hata, hile, tehdit sonucu taraf iradesinin sakatlanmasıyla oluşan durumdur. Bu durumda iradesi sakatlanan tarafın başvurusu ile işlem yok hükmünde sayılır.
CHP kurultay hakkında verilen mutlak butlan kesin yok hükmünde olma kararı sadece bu kurultay sonucunu yok saysa yenisi yapıldı problem değil denilebilirdi. Oysa mahkeme öyle bir karar verdi ki kırk akıllı bir araya gelse kuyudan atılan taşı çıkaramaz.
YSK seçim işlerinden ben sorumluyum deyip CHP’nin Genel Kurul tekrarı yapmasına imkân vermişti ya işte şimdide o kongrede irade sakatlanmış olabilir ancak yeni kongre yapıldığı için geriye dönüş olmaz eski kongreyi iptal etsen de yeni kongre geçerli diyebilir, hatta diyecektir de.
Yargıtay da ilk derece mahkemesi ya da YSK gibi karar verirse bu arada yargı da birbirinin yetki alanına müdahale etmiş olacaktır.
Mevcut CHP yönetimi haklı olarak bu kararlar kesinleşene kadar devam etmek isteyecek Kemal bey ise il başkanlarını görevden alacak partiyi genel kurula götürmek için yeni delege yapısı oluşturmaya çalışacaktır. Bu ikili yapı İstanbul İl Başkanlığında olduğu gibi çözümsüzlük yaratacaktır.
Mahkeme Nispi butlan kararı verse idi sadece 38. Kongre iptal olacak ancak yeni kongre yapıldığı için yola mevcut yönetimle devam olunacaktı. Mutlak butlan olunca 38. Kurultay sonrasındaki tüm yapılan işlemler yok hükmündedir. Bu durum seçim sonuçlarını dahi tartışmaya açacaktır.
Baskın bir seçimde mahkemenin atadığı CHP liler aday listelerini seçim kurullarına götürecek, mevcut yönetim de götürecek YSK mevcut yönetim listesini kabul ederse ne olacaktır?
Bu işin tek çözümü önce YSK kararı beklenmelidir.
Israr etmek, çözümsüzlükle birlikte toplumsal huzurun bozulması anlamına gelir. Şimdiden İstanbul ve Ankara’da tüm polis izinleri şu bayram arefesinde kaldırılmıştır. Bu iyiye işaret değildir.
Aslında ceza mahkemesi ceza verme yolunu tercih etse idi bu sonuç bu kadar tartışılmazdı. Kongrede iradeyi sakatlayanlarla ilgili 3 yıldır ceza vermeyen mahkeme aslında hukuku katletmiştir. 3 yıl sonra mutlak butlan kararı verilmesi de hukuk düzenimizin ne derece problemli olduğunun işaretidir.
Türkiye’nin iç huzurunu bozacak, ekonomiyi olumsuz etkileyebilecek hususlarda arşivde bekletme olmamalı bir gün, bir hafta, bir ayda kararlar verilebilmeli. Hukuk düzeninin bu kadar yavaş işlemesi bizim hukuk devleti imajımıza zarar veriyor. İktidarın 12. Yargı paketinde acil konularda dosyayı öne alma zorunluluğunu hâkime kanunen vermesi gerekir.
Hemen hemen tüm Türkiye’deki baroların hırsızlık, yolsuzluk, iradeye fesat karıştırma, rüşvet gibi toplumsal konularda sessiz kalıp solun aleyhine olabilecek bir karar hukuka uygun da olsa hep bir ağızdan bağırmalarına da alıştık. Barolar hukuk düzenini değil hukuksuzluğu savunur hale geldiler.
Hukuktan bahis etmişken iktidara da bir çift sözüm olacak. Fetöden atılan ve büyük çoğunluğu örgütü dini kuruluş olarak gören, kamu otoritesinin yani MGK kararları sonrası bu yapıyı terk eden, verilen kararlarda örgütle ilişkisi kesildiği yargı kararı ile ispat olan kişilerin dahi göreve dönmelerini önleyen kararlar ya Anayasa Mahkemesi kararı ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı ile görevlerine dönecektir. Çünkü göreve dönmelerini önleyen kararların hiçbiri hukuka uygun değildir. Devlet o zaman bütçenin kaldıramayacağı bir yük altına girecektir. Bu durum 12 Eylül döneminde yaşanmıştır. Tarih tekerrür etmeden iktidar “Terörsüz Türkiye “ için attığı adımları bunlar içinde atmalıdır. Ayrıca emeklilere seyyanen zam Anayasa Mahkemesi tarafından kabul edilmeden kendiliğinden hatasından dönmeli en azından 5.000 er TL seyyanen zam yapmalıdır. Hobi bahçelerini yıkmaktan vazgeçmeli, ancak yasal bir statü uygulamaya da başlamalıdır. Ayrıca yolsuzlukları ayyuka çıkmış iktidar belediyelerine de dur denmelidir. 6284 sayılı yasa mutlaka revize edilmeli erkeklerin sağda solda rezil olmaları, ailenin yıkımına neden olan evden uzaklaştırma bir tek söze bağlı olmamalıdır.
Bu beş konuda adım atılmaz ise Cumhurbaşkanlığı seçimi de zora girecektir. Vatandaşın hırsızları, rüşvetçileri, LGBT cileri, v.s. seçmemesi iktidarın atacağı adımlara bağlıdır vesselam.
Av. Mustafa İlhan
